Kırgınım
Darıldım eski dostlara
Ağlamak istedim ağlayamadım
Rüyalara sığdıramadım yasımı
Gerçek olmadığını söylemek istedim , söyleyemedim
Isırmak istedim dilimi, küfretmek istemedim
Nedenleri sordum kendime...
Işık dedim, acıtma artık içimi
Merak etme dedi, yine de ağrılarım durmadı...
Karıştı duygularım
Işık şiddeti arttıkça
Zehir üstüne zehir içtim sanki
Gönüldaşlarım uzaklaştıkça...
Irak diyarlarda sanırdım
Nefreti..., yanılmışım
Ilık ılık yaklaşmış meğer
Men edemiyorum nefreti kendime, kırgınım.
Atilla Uzman
************************
Tek Dostum
Yine derinden bir 'of ' çektim.
Ne yapacağımı bilemiyorum,
'Bugün ne pişireceğim' diyen bir kadın gibi.
Çocuk olmak istiyorum ,
Belki oynadığım oyundan zevk alırım.
Bu beldede insan olmak zor.
Sanki hayat bana hibe edilmiş.
Geri ödemesi olmayan bir 'borç' gibi.
Ölümüm 'kendi elimden' olacak.
Buraların artık tadı tuzu kalmadı.
Göçmek istiyorum,
Asıl memleketime.
Hoş onu da kaldıracak yok ki yürek.
' Son durak' ta hesap vermek.
İnsan niçin hep aynı yere doğru gidiyor.
Suyun denize rucü etmesi gibi ,
Hiç istemediği halde.
Aynı kanı taşıdıkları için , belki.
Hayatım ' Yeşilçam Klasiği' ,
Aşk ve ölüm.
Aynı konu , aynı son.
Kendime sevmeyi yasak ettim.
Soldu , suladığım bütün çiçeklerim.
Hayatımı onlara adamıştım.
Sırlarımı da.
Derdimi kime açacağım ben
Keşke olmayaydın sen.
Umudumu bağlamazdım.
Hıncımı saklamazdım.
Mutluluk habercisi olamayacağıma yanıyorum ya
Kara haber tellalı oldum sanki
Her nefesimde nefret soluyorum.
Bütün 'iyi haberlere' kin besleyeceğim.
Tek dostum var artık
'Solmuş bir çiçek'.
Abdullah Sarı
***********************
Gü-len Bahçem
Gül döşedim gönlümün bahçesine
Koklarsın diye belki
Her dem değilse bile ara-sıra
Laleler işledim yüreğim pençesine
Hüzün, acı, kan kokar belki
Fışkırtır özünde olandan
Hafif ve peşi sıra
"kırmızı"da kararlıyım
Erdem, izzet, sevda çıkar belki
Şimdi değilse bile daha sonra
Ey sevgilim esir serçem
Gülen, güldüren bahçem.
Abdul Koçlar