Ramazan Bayramı
Veda nameleriyle uğurladık, şehr-i ramazanı
Soğuk bir kış gününde karşıladık bu bayramı
Bu bayram yollar boş, hanlar-hamamlar boş
Kriz nedeniyle, insanlarımızın çokları nahoş
Ancak, üç gün misafir edebildik, bu bayramı
Medeniyet niğmetleriyle kutladık bu bayramı
Kabuğuna çekilen ağaç gibi geçirdik bayramı
Anca şehir içi ziyaretiyle kutladık bu bayramı
Acıları, tatlılarıyla yine geldi geçti bu bayram
Tüm kullar benim gibi ona çok mu çok hayran
Her şeye rağmen, nasıl da mutlu oluyor insan
Anlayamadık, nasıl da çarçabuk geçti bayram
Yine ağlıyor, tüm dünyadaki mazlum ve mağdurlar
Ülkemde de ağlamakta, tüm mazlum ve mağdurlar
İşçi, çiftçi, memur, emekli, esnaf, hep kriz mağduru
Hortumcu ve vurguncuların oturup kalktığı yer kuru
Allah'ım dünyada ve ülkemizdeki mağdurları Sen koru
Allah'ım ne olur, zalimlere de göstersen doğru yolunu
Yoksa, mazlum ve mağdurların gelmez çilesinin sonu
Allah'ım yoksa, çok mu yakındır, fani dünyanın sonu.
********************
Bayram
Duyguları
Bugün bayram,seviçliyim,duyguluyum.
Çoluk,çocuk,neşeliyim, hem mutluyum.
İple çektik bu bayramı;ve kavuştuk.
Hasret yüklü sevdiklerle bak buluştuk.
Özlem bitti,kırgınlıklar mazi oldu.
Yeni dostluk,ahbaplıklar bizim oldu.
Bahşiş verdik,sevindirdik,dünya verdik.
Biz kazandık, birşeyleri toplu yedik.
Anne baba,nene dede sevindiler.
El öpenler güzelleşti,sevildiler.
Şehit eşi, hüzünlüdür,ağlıyordur.
Öksüz,yetim şefkatli el buluyordur.
Bayram oldu gönüller açık,zengin.
Önemi yok,ismin,cinsin,ırkın,rengin.
Asker dostum alo dedi biraz önce.
Bayram etmiş er,komutan bizden önce.
Mahkum eşi,çocukları, gidip görün,
Gönlün alın, hayatına köprü örün.
Hasta olan,kalkamayan bekle bizi.
Geliyoruz, unutmadık asla sizi.
Şeref davran, dostlar seni bekliyorlar.
Akrabalar yollarını gözlüyorlar.
**********************
Seni
Düşünürüm
Seni düşünürüm
Anamın kokusu gelir burnuma
Dünya güzeli anamın
Binmişsin atlıkarıncasına içimdeki bayramın
Fırdönersin eteklerinle saçların uçuşur
Bir yitirip bir bulurum al al olmuş yüzünü
Sebebi ne
Seni bir bıçak yarası gibi hatırlamamın
Sen böyle uzakken senin sesini duyup
Yerimden fırlamamın sebebi ne?
Diz çöküp bakarım ellerine
Ellerine dokunmak isterim
Dokunamam
Arkasından camın
Ben bir şaşkın seyircisiyim gülüm
Alaca karanlığımda oynadığım dramın.
***********************
17 Ağustos
Depremi
On yedi ağustos depremi tarihe geçti
Depremin şiddeti, 7.04 kuvvetine eşti
Deprem bu sefer de Marmara'yı seçti
Ölenler 17 bini, yaralılar 20 bini geçti
Bir uğultuyla birlikte Marmara sallandı
45 saniyede nice kullar ölüme yollandı
Bütün dünyadan acil yardımlar yollandı
Geriye kalanlar, devlet milletle kollandı
Saat, üçü iki geçe, Marmara salandı
Bu deprem taş üstünde taş koymadı
Toprak deniz her şey yerinden oynadı
On binlerce can aldı, yine de doymadı
Allah, insana bunca nimet verdi
İnsanoğlu kıymet bilmedi, yerdi
Allah bu deprem felaketini verdi
17 bin kişiyi, toprak altına serdi
Salladı dağı taşı ve denizi beşik gibi
İzmit ile Adapazarı’nı yaptı eşik gibi
Ayırmadı hiç yaşlı genç, zengin fakir
Nice zengini, yaptı 45 saniyede fakir
Kul önce anlayamadı, ne olduğunu
Çok geç anladı, hesap sorulduğunu
Sabah ortaya çıktı felaketin gerçek boyutu
17 bin insanın ölü, 20 bin de yaralı olduğu
Ölenlerin ekseriyeti şehit ve paktı
Yaralılardan oluk oluk kanlar aktı
Tüm dünya milletleri yardım yaptı
Hayatta kalanlar nice ağıtlar yaktı
Yedi sekiz ay tutmadı, depremin freni
Susmadı gece gündüz ambulans sireni
Susmadı! nice insanların feryadı figanı
Binlerce insanların aktı gözyaşı ile kanı
Belki de bu insanoğluna bir ihtardı
Tüm insanlara korku ve endişe sardı
İlahi kudret her yeri (dağı-denizi) yardı
Hayatta kalanlar devletle yaraları sardı
Ölenler için sayısız divana duruldu
Yaralılar için hastahaneler kuruldu
Kalanlar için çadır kentler kuruldu
En çok müteahhitler suçlu bulundu
Zaman zaman yağmur yağdı, sel oldu
Zaman zaman rüzgâr estikçe yel oldu
Bu zor günde bazı dostlar bile el oldu
Depremle nice tomurcuk güller soldu
Saf dışı kaldı telefonlar kesildi irtibat
Binlerce ev yıkıldı, viran oldu, berbat
Anında kesildi elektrik, bastı karanlık
Bir bir kaybolduk, her yerden arandık
Oy Marmara, Marmara
Niceleri için oldun, çok bahtı kara
Çok derin açtın, iyi olmaz, bu yara
Devlet millet el ele sarılsın bu yara
Kullar korkuyla yattı, endişeyle kalktı
Bazı insanlar için deprem, kara bahttı
45 bin apartman dayanamayıp yan yattı
Bazı insanlar korkudan kendini yere attı
Müteahhitler, çürük çürük bina yaptı
Bunları, hiç acımadan insanlara sattı
Bu binalar depremde bir bir yan yattı
Müteahhitler, vicdan hapissinde yattı
Bence suçlular için dikilmeli, darağacı
Herkes deprem için olmalı, birer savcı
Her şeyden önce, suçu kendisinde aramalı
Önce kendini, sonra da suçluyu yargılamalı
Şair Bayram, daha fazla anlatamaz bu acıyı
Dayanamadı görenlerin yüreği, bunca acıyı
Bugüne kadar bulunamadı şu depremin ilâcı
Geride kalanlar için deprem, ölümden de acı
Elbet bir gün olur, o yüce divan kurulur
Bütün bu suçların bir bir hesabı sorulur
Belki, o an suçlular sırattan bile kovulur
Unutma, sağlam yapıyla, insan korunur
Şair Bayram der; bundan bari ibret alına
Bu husustaki verilen sözlere sadık kalına
Bir daha kıymayalım insanın malı ve canına
Yoksa, hiç yakışmaz, Türk insanının şanına.