<<
GERİ DÖN
Eskişehir
Eskişehir Türkiye'nin en hızlı kalkınan illerinden biridir. 29°58’
ve 32°04’ doğu boylamları ile 39°06’ ve 40°09’ kuzey enlemleri
arasında kalan il toprakları, Türkiye Cumhuriyeti, Kuzey
yarımkürede, Avrupa ve Asya kıtalarının kesişme noktasında bulunan
bir ülke. Ülke topraklarının büyük bir bölümü Anadolu yarımadasında,
kalanı ise Balkan Yarımadası'nın uzantısı olan Trakya'da bulunur.
Ülkenin üç yanı Akdeniz, Karadeniz ve bu iki denizi birbirine
bağlayan Boğazlar ile Marmara Denizi ve Ege Denizi ile çevrilidir.
Komşuları Yunanistan, Bulgaristan, Gürcistan, Ermenistan, İran, Irak
ve Suriye'dir.
Ankara, Ankara Türkiye Cumhuriyetinin başkenti ve ikinci büyük
şehri. Nüfus bakımından İstanbul'dan, yüzölçümü bakımından da
Konya'dan sonra ikincidir. Bolu, Çankırı, Kırıkkale, Kırşehir,
Konya, Aksaray ve Eskişehir arasında yer alır. 38°33' ve 40°47'
kuzey enlemleri ile 30°52' ve 34°06' doğu boylamları arasındadır.
Batıdan doğuya, kuzeyden güneye transit yolların düğüm noktasıdır.
Afyonkarahisar, Afyonkarahisar Şifalı kaplıcaları, kaymak şekeri ve
haşhaşı ile tanınan il. Afyon'a komşu iller arasında Eskişehir,
Kütahya, Denizli, Uşak, Burdur, Isparta ve Konya yer alır. 29° 40'
ve 31° 43' doğu boylamları ile 37° 45' ve 39° 17' kuzey enlemleri
arasındadır. Ege Bölgesi’nin Akdeniz’e ve İç Anadolu Bölgesi'ne
açılan kapısı ve önemli bir kültür merkezidir.
Kütahya, Kütahya rengârenk çinileriyle, Türkiye’nin çini atölyesi
olarak bilinen, şifalı kaplıcaları ile meşhur, millî târihimizde
müstesnâ bir yeri bulunan, Ege bölgesinin İçbatı Anadolu bölümünde
yer alan il. 38o 70’ ve 39o 80’ kuzey enlemleri ile 29o 00’ ve 30o
30’ doğu boylamları arasında yer alır.
Bilecik ve Bilecik, Osmanlı Devletinin temellerinin atıldığı,
Marmara, Ege, İç Anadolu ve Batı Karadeniz bölgelerinin kesiştiği
bir kavşak noktasında bulunan bir ildir. 39°39' ve 40°31' kuzey
enlemleriyle 29°43' ve 30°40' doğu boylamları arasında bulunan
Bilecik; Sakarya, Bolu, Eskişehir, Kütahya ve Bursa arasında yer
alır.
Bolu illeri ile çevrilidir. Topraklarının büyük kısmı Bolu orman,
göl, kaplıca, dağ ve denizlerin kucaklaştığı, tabii güzellikleri ile
ünlü, Türkiye'nin Batı Karadeniz bölgesinde yer alan bir il.
Sakarya, Bilecik, Eskişehir, Ankara ve Çankırı illeri ile çevrili
olup 45°15' ve 41°05' kuzey enlemleri ile 39°29' ve 32°37' doğu
boylamları arasında yer alır. Trafik kod numarası 14'tür.
İç Anadolu bölgesinde kalmasına rağmen, İÇ ANADOLU BÖLGESİ Orta
Anadolu adıyla da bilinen ve Doğu Anadolu Bölgesinden sonra 2. büyük
coğrafi bölgemiz olan İç Anadolu'nun yüzölçümünün genişliğine oranla
nüfusu fazla değildir. Marmara Bölgesi'den iki kat geniş olan bu
bölgede Marmara Bölgesi kadar nüfus yaşar. Anadolu’nun çeşitli
bölgeleri arasındaki yollar İç Anadolu’dan geçtiği için bu bölge
eski yerleşme alanı olmuş ticaret yolları üzerinde yer alan
yörelerde, yerleşme alanları büyüyerek büyük kentler haline
dönüşmüştür.
Seyitgazi ilçesinde küçük bir alanı, Seyitgazi (Antik Çağda Nakoleia)
Eskişehir'in 42km. güneyinde yer alan küçük bir ilçesidir.(1990'da
3100 nüfus)
İsmi, Arapların İslamiyeti Anadolu'ya yaymak üzere Bizans'a karşı
verdiği mücadelerin birinde şehit düşen Seyyit Battal Gazi'den alır.
Sarıcakaya ilçesinin tamamı, Merkez ve bkz. Sarıcakaya,_Eskişehir
Mihalıççık ilçelerinin bir bölümü Mihalıççık Eskişehir'in ilçeleri.
Karadeniz bölgesinde kalır. Trafik numarası 26’dır.
İsminin Kökeni
İsmini Karadeniz'den alan bölge, Sakarya Ovası'nın doğusundan
Gürcistan sınırına kadar uzanır. Büyüklük bakımından bölgelerimiz
arasında 3. sırada yer alır. Doğu-batı genişliği en fazla olan
bölgemizdir. Bu sebeple doğusu ile batısı arasında yerel saat farkı
en fazla olan bölgemizdir.
Osmanlı Devletinin ilk kuruluş yıllarında büyük değer ve öneme sâhib
olan bu şehre “Sultanönü” ismi verilmiştir. Bilâhare değerini
kaybeden şehir, terk edilmiş görünümü almış ve eski şaşaalı
günlerini özleyen halk bu şehre “Eskişehir” demeğe başlamıştır. Asıl
ismi olan “Sultanönü” unutulmuştur. Frigyalılar zamânında kurulan
târihî “Dorylaion” harâbelerine bakarak bu şehre “Eskişehir”
denildiği de kuvvetli rivâyetler arasındadır.
İlçeleri
Eskişehir ilinin ilçeleri; Alpu, Beylikova, Çifteler, Günyüzü, Han,
İnönü, Mahmudiye, Mihalgazi, Mihalıcçık, Sarıcakaya, Seyitgazi ve
Sivrihisar'dır.
Alpu:
Alpu İlçesi; doğuda Beylikova, batıda Merkez İlçe, kuzey batıda
Sarıcakaya, güneyinde Mahmudiye, kuzeyde ise Ankara ile çevrilidir.
Belediye teşkilatının kuruluşu 1955’tir. 1987 yılında ilçe olmuştur.
Nüfusu 2000 yılı sayımına göre 16.718 olup, nüfusun 11.003’ü (%65.9)
köylerde, 5.715’i (%34.1) ilçe merkezinde yaşamaktadır. İlçe
halkının geçim kaynağı ağırlıklı olarak tarım, orman ve
hayvancılıktır. Toprakların büyük bölümünde şeker pancarı ekilidir.
Dereköy mevkiinde ocaklardan çıkarılan lületaşı ham veya işlenmiş
olarak satılmaktadır.
İlçede yaklaşık 250 aileden oluşan gümüş işleme ustaları “Savat” adı
verilen sanatı sürdürmektedirler. “Savat” gümüş üzerine siyah savat
çamuru ile yapılan bir süsleme tekniğidir. Siyah-Beyaz bir renk ile
gümüş eşya ayrı bir güzellik kazanır. İlçenin 16 km. güneydoğusunda
ki Uyuzhamam köyündeki kaplıca suyu deri hastalıklarına iyi
gelmektedir.
İlçe, ilk çağlardan itibaren Hititliler ve Friglerin yerleşimine
sahne olmuştur. 1071’deki Malazgirt Savaşından sonra, Selçuklu Uç
Beylerinden Bozhan, halen ismi Bozan olan kasabanın bulunduğu yere
bir han yaptırır ve altı haneyi buraya yerleştirir. Altı-Altu-Alpu
olarak değişime uğrayarak bugünkü adını almıştır.
Beylikova:
Beylikova ilçesi, doğuda ve kuzeyde Mihalıççık, güneyde Sivrihisar
ve Mahmudiye, batıda Alpu ilçeleri ile çevrilidir. Nüfusu 2000 yılı
sayımına göre 10.502 olup, nüfusun 5.069’u (%48.2) köylerde, 5.433
kişi (%51.8) ilçe merkezinde yaşamaktadır. İlçe halkının en önemli
geçim kaynağı , tarım ve hayvancılıktır. Toprakların büyük bölümünde
şeker pancarı ekilidir.
Her yıl Haziran-Temmuz aylarında Süt Şenliği yapılır. Porsuk Nehri
kıyısında yer alan ilçenin içinden Eskişehir-Ankara demiryolu hattı
geçmektedir. İlkçağda Frig ve Roma egemenliğindeki ilçe, Selçuklular
döneminde büyük bir at yetiştirme merkezi olduğu için Beylikahır
olarak adlandırılmış, 1985 yılında ismi Beylikova olarak
değiştirilmiştir.
Çifteler:
Çifteler ilçesi; doğuda Sivrihisar, batıda Seyitgazi, güneybatıda
Han, kuzeyde Mahmudiye, güneyde Afyon ile çevrilidir. 1951 yılında
ilçe olmuştur. Nüfusu 2000 yılı sayımına göre 18.576 olup, 6.674’ü
(%35.9) köylerde, 11.902 kişi (%64.1) ilçe merkezinde yaşamaktadır.
İlçe halkının en önemli kaynağı tarım ve hayvancılıktır. İlçedeki su
ürünleri istasyonunda aynalı sazan, alabalık ve pekin ördeği
yetiştirilmektedir.
İlçeye yerleşim antik çağlarda Frig ve Roma uygarlıklarına kadar
uzanır. İlçe sınırları içerisinde çok sayıda höyük bulunmaktadır.
Osmanlı Devleti zamanında tahıl gereksinimini karşılayan önemli
merkezlerden biriydi. 1795 yılında düzenli yerleşim ile Çifteli adı
Çiftlük-ü Humayun olur. 19. yüzyılın başlarında Çifteevler olarak
değişen isim zamanla Çifteler olur.
Sakarya Nehrinin doğduğu yer olan Sakaryabaşı Çifteler’in 2 km.
güneyinde yer alır. Kaynak güzel bir göl oluşturur. Rengarenk
bitkileri ve balıkları ile doğal bir akvaryum gibidir.
Sakaryabaşı’nda turizm hareketliliğine cevap verebilecek konaklama,
balık lokantaları, çay bahçeleri, günübirlik piknik ve mesire
alanları ve doğal yüzme havuzu vardır.
Günyüzü:
Günyüzü ilçesi, doğuda Ankara, batıda Sivrihisar, güneyde ise Konya
ile çevrilidir. Belediye teşkilatı 1972 yılında kurulmuş, 1990
yılında ilçe olmuştur. Nüfusu 2000 yılı sayımına göre 16.435’tir.
Nüfusun 11.737’si (71.4) köylerde, 4.698’sı (%29.6) ilçe merkezinde
yaşamaktadır. En önemli geçim kaynağı, tarım ve hayvancılıktır.
İlçeye bağlı Kayakent Kasabası, Kuzuören,Kavacık ve Gecek köylerinde
kök boya kilim dokumacılığı yapılmaktadır. İlçe’deki Arayit Dağı
eteklerindeki küçük vadilerde Frig yerleşmeleri ve kaya anıtları
bulunmuştur.
Daha sonra ilçe Roma-Bizans yerleşimine sahne olmuştur. 1071
yılındaki Malazgirt Savaşı’ndan sonra 1150 yıllarında ayrı bir
yerleşim merkezi olarak (Kozağacı) adı ile anılmaktadır.
Han:
Han ilçesi; doğuda Çifteler, kuzey ve batıda Seyitgazi, güneyde
Afyon iliyle çevrilidir. Belediye teşkilatı 1967 ‘de kurulmuş, 1990
yılında ilçe olmuştur. Nüfusu 2000 yılı sayımına göre 3.706 olup,
nüfusun 1.634’ü(%44.1) köylerde, 2.072’si (%55.9) merkezde
yaşamaktadır. En önemli geçim kaynağı tarım ve hayvancılıktır.
İlçe hayli yoğun bir tarihi yerleşime sahne olmuştur.
Yazılıkaya-Midas Kenti dahil birçok Frig eserine, Roma-Bizans ,
Osmanlı Uygarlıklarına ait yerleşim yeri ve kültür varlıklarına
sahiptir.
IV.Murat döneminde, Vezir-i Azam Hüsrev Paşa Bağdat Seferi’ne
giderken bölgenin önemini kavramış ve buraya bir kervansaray, cami,
hamam ve çeşmeler yaptırılmasını istemiştir. Han-i Hüsrevpaşa olarak
adlandırılan ilçe, adını buradan almıştır.
Evliya Çelebi’nin Seyahatname’sinde: “Eskişehir’i geçip menzil-i
Seyitgazi’ye ondan sonra Han-i Hüsrevpaşa’yı geçip...” ifadesi o
dönemin kervan yolunda Han’ın Seyitgazi’den sondaki önemli bir
konaklama noktası olduğunu göstermektedir.
İnönü:
İnönü ilçesi doğuda merkez ilçe, güneyde Kütahya, güneybatı, batı ve
kuzeyde Bilecik iliyle çevrilidir. Belediye teşkilatının kuruluşu
1884 yılına uzanır. 1987 yılında ilçe olmuştur. Nüfusu 2000 yılı
sayınına göre 9.328 olup, nüfusun 4.157’si (%44.5) köylerde, 5.171
kişi (%55.5) ilçe merkezinde yaşamaktadır. İlçe halkının en önemli
geçim kaynağı tarım ve hayvancılıktır. İlçenin, yoğurt ve kaymağı
meşhurdur. İnönü ovasına hakim tepelerin üzende yer alan in’ler,
korunma kolaylıkları dolayısıyla doğal birer kale görevi
görmekteydi. Kanuni Sultan Süleyman 1533-1536 Irak Seferi’ne
giderken İnönü’de konaklar.Matrakçı Nasuh; altta İnönü, ortada
Bozüyük ve Derbend-i Ermeni(Osmanlı döneminde Ermeni Derbendi denen
dağ geçidi, günümüzde ilçe merkezi olan Pazaryeri kasabasının
bulunduğu yer), üstte Zincirlikuyu olmak üzere minyatür resmeder. Bu
minyatür bize İn’lerin o tarihte bile önemini koruduğunu
göstermektedir.
Atatürk’ün emirleriyle kurulan Türk Tarih Kurumu, Anadolu’nun
karanlıkta kalan geçmişini ortaya çıkarmak için başlattığı
çalışmaların bir kısmını da İnönü civarında sürdürmüştü. Bu
mağaralarda 1938 yılında Türk Tarih Kurumu tarafından yapılan
kazılar sonucunda Bakır Çağı’nda tarihlenen kap-kacak ve Frig,
Bizans ve Osmanlı dönemi keramikleri bulunmuştur. Kurtuluş Savaşı
sırasında, I.İnönü(9-10 Ocak 1921) ve II.İnönü(31 Mart – 1 Nisan
1921) zaferlerinden sonra Atatürk tarafından, savaşları idare ettiği
yer olan İnönü beldesinin adı, İsmet Paşa’ya soyadı olarak
verilmiştir.
Mahmudiye:
Mahmudiye ilçesi; kuzeyde Merkez İlçe, Alpu, kuzeydoğuda Beylikova,
doğuda Sivrihisar, güneyde Çifteler, batıda Seyitgazi ile
çevrilidir. 1940 yılında Belediye Teşkilatı kurulmuş, 1954 yılında
ilçe olmuştur. Nüfusu 2000 yılı sayımına göre 10.093 olup, nüfusun
4.982’si (%49.3) köylerde, 5.111’i(%50.7) ilçe merkezinde
yaşamaktadır. İlçe halkının en önemli geçim kaynağı tarım ve
hayvancılıktır.
Eski çağlarda Hitit ve Frig uygarlıklarının yerleşimine sahne olan
ilçede Roma-Bizans dönemlerine ilişkin kalıntılar bulunmuştur.
İlçe Osmanlı döneminde önem kazanmış, orduya at yetiştiren hara’nın
kurulması ile daha da gelişmiştir. 1815 yılında II.Mahmud’un emri
ile kurulan Çiftlik-i Hümayun’da tarımsal faaliyetler, at ve koyun
yetiştiriciliği ağırlık kazanmıştır. Bu nedenle ilçeye Mahmudiye adı
verilmiştir. Günümüzde Anadolu Tarım İşletmesi adını alan kuruluş
ülkenin yarış atı ihtiyacını karşılayan önemli birkaç merkezden
biridir.
Mihalgazi:
Mihalgazi ilçesi; doğuda Sarıcakaya İlçesi, batı ve kuzeyinde
Bilecik, güneyinde Merkez İlçe ile çevrilidir. Belediye teşkilatı
1967 yılında kurulmuş, 1991 yılında ilçe olmuştur. Nüfusu 2000 yılı
sayımlarına göre 14.057 olup, nüfusun 6.444’ü (%45.8) köylerde,
7.613’ü (%54.2) ilçe merkezinde yaşamaktadır. İlçe halkının en
önemli geçim kaynağı meyve ve sebze üreticiliğidir. Coğrafi konumu
nedeni ile ilçe yazlık ve kışlık sebze yetiştiriciliğinde ve
seracılıkta gelişme kaydetmiştir.
Osmanlı Devleti’nin kuruluşunun öncesinde Ertuğrul Gazi’nin
yönetiminde Sakarya Nehri boylarındaki yöre 1292’de müslümanlığı
seçerek Osmangazi ile birlikte çok sayıda sefere katılan eski
Harmankaya Tekfuru Köse Mihal’in yönetimine verilmiştir. Köse
Mihal’in halk arasında bilinen adı olan Abdullah Mihalgazi ilçeye ad
olarak verilmiştir. Sakarılıca Kaplıcaları 55 derece ısısı ve 11lt/sn.su
debisi ile romatizma ve birçok hastalıklara iyi geldiği için çok
sayıda ziyaretçi ağırlamaktadır.
Mihalıççık:
Mihalıççık İlçesi, kuzeyde ve doğuda Ankara, batıda Beylikova ve
Alpu, güneyde ise Sivrihisar ile çevrilidir. 1925 yılında
Eskişehir’e bağlanmıştır. Nüfusu 2000 yılı sayımına göre 18.696
olup, nüfusun 13.990’ı(%74.8) köylerde, 4.706’sı(%25.2) ilçe
merkezinde yaşamaktadır. İlçe halkının en önemli geçim kaynağı tarım
ve hayvancılıktır.
İlkçağlarda ki Frig yerleşiminin izleri olmasına karşın ikincil
derecedeki yollar üzerinde bulunması nedeniyle ancak Osmanlı
döneminde önem kazanmış, Osman Bey tarafından Köse Mihal’in
yönetimine verilen ilçe, torunu Gazi Mihal dolayısıyla Mihalıççık
adı ile anılmaya başlandı. Anadolu’nun en önemli ozanlarından Yunus
Emre ‘nin doğduğu yer olan Sarıköy(bugünkü Yunus Emre Köyü)
Mihalıççık İlçesi sınırları içerisindedir. 6-10 Mayıs Yunus Emre
Kültür ve Sanat Haftası olarak kutlanmaktadır.
Mihalıççık’a 12 km. uzaklıktaki Sorkun köyünde halkın tümü
çömlekçilikle uğraşmaktadır. Yüzyıllar öncesinin yöntemlerini
kullanmaları dolayısıyla dünyanın her yerinden gelen bilim
adamlarınca araştırmalar yapılmaktadır.
Sarıcakaya:
Sarıcakaya ilçesi, doğudan Ankara, batıda Mihalgazi,kuzeyde Bolu,
kuzey batıda Bilecik, güneyde ise Merkez İlçe ile çevrilidir. 1958
yılında ilçe olmuştur. Nüfusu 2000 yılı sayımına göre 11.470 olup,
nüfusun 6.024’ü (%52.5) köylerde, 5.446’sı (%47.5) ilçe merkezinde
yaşamaktadır. İlçe halkının en önemli geçim kaynağı sebze ve meyve
üretimidir. Seracılık ve ipek böceği yetiştiriciliği de yaygındır.
İlçe merkezinin 13 km. doğusundaki Laçin Köyü’nde maden suyu
kaynakları bulunmaktadır.
Sakarya Nehri boyunca düzenli yerleşim 1460 yıllarına kadar uzanır.
İlçe merkezindeki bu günkü Sarıkaya ve Camikebir mahallelerinin
birleşmesiyle bugünkü Sarıcakaya ilçesi oluşmuştur.
Seyitgazi:
Seyitgazi İlçesi; kuzeyde Merkez ilçe, kuzeydoğuda Mahmudiye, batıda
Kütahya, güneyde Afyon, doğuda Çifteler ve Han ile çevrilidir. 1922
yılında ilçe olmuştur. Nüfusu 2000 yılı sayımına göre 21.671 olup,
nüfusun 18.379’u(%84.8) köylerde ve beldelerde, 3.292’si (%15.2)
ilçe merkezinde yaşamaktadır. En önemli geçim kaynağı tarım ve
hayvancılıktır.
İlçe ilkçağlarda hayli yoğun bir Hitit-Frig yerleşimine sahne
olmuştur. Nakoleia adı ile Roma-Bizans döneminde önemli bir karakol
haline gelmiştir. M.S. 740 yıllarında bölgeye yapılan Arap akınları
sırasında İslam kahramanlarından Seyyid Battal Gazi Şehit olmuştur.
Ve adı İlçeye verilmiştir. Kanuni Sultan Süleyman 1533-1536 Irak
Seferine giderken ordu Seyitgazi’de konaklar ve Matrakçı Nasuh,
Seyitgazi’nin minyatürünü resmeder. Evliya Çelebi’nin
Seyahatname’sinde(17.yüzyıl ortaları) Seyitgazi hakkında şu bilgiler
geçer.”... burada Seyyid Battal Gazi de gömülüdür. Rum harplerinde
şehit olmuştur... Hacı Bektaş Veli’nin onayı ile bin adet ev halkı
iskan edilerek, büyütülmüştür...”
Seyyid Battal Gazi Kimdir? Ünlü İslam Komutanının 8.yüzyılda
yaşadığı tahmin edilmektedir. İslam ordularının Bizans’a karşı
savaşlarında destanlaşmış varlıklar göstermiştir. Antakya,Şam yada
Malatya doğumlu olduğu söylenir. İstanbul kuşatmasında (M.S.717-718)
ve M.S.740’a değin seferlerdeki kahramanlıkları halk tarafından
destanlaştırılarak anlatılmıştır. Afyonkarahisar yakınlarındaki bir
savaşta şehit düşmüştür. İki büyük destana konu olmuştur. Arapça,
“Zatü’l-Himme” ve Türkçe “ Battalname” adına 1207-1208 yıllarında
alaaddin Keykubat’ın annesi I.Gıyaseddin Keyhüsrev’in eşi olan
Ümmühan Hatun tarafından Bir külliye yaptırılmıştır. Ve kasabaya
Seyitgazi adı verilmiştir.
Sivrihisar:
Sivrihisar ilçesi, doğuda Günyüzü ve Ankara, batıda Çifteler ve
Mahmudiye, kuzeyde Beylikova ve Mihalıççık, güneyde ise Konya ve
Afyon ile çevrilidir. Nüfusu 2000 yılı sayımına göre 31.664 olup,
21.117’si (%66.7) köylerde, 10.547’si (%33.3) İlçe Merkezinde
yaşamaktadır. İlçe halkının en önemli geçim kaynağı tarım ve
hayvancılıktır.