<<
GERİ DÖN
Finlandiya
Finlandiya kuzey Avrupa, Baltik Denizi kıyısında, İsveç ve Rusya
arasında yer almaktadır. Toplam nüfusu 5,261,000 olan ülkenin
başkenti Helsinki'dir. Coğrafi konumu: 64 00 Kuzey enlemi, 26 00
Doğu boylamı Bir kuzey Avrupa ülkesi. Doğudan Rusya Federasyonu,
kuzeyden Norveç, kuzeybatıdan İsveç, Botni Körfezi, güney ve
güneybatıdan Baltık Denizi (Botni ve Finlandiya Körfezi) tarafından
çevrelenmiştir. Aynı zamanda Aland Adaları da bu ülkeye dâhildir.
60° ve 70° kuzey enlemleri ile 20 ve 32° doğu boylamları arasında
yer alır.
Asıl Finliler, Volga ve Ural nehirleri arasındaki bölgeden M.Ö. 3000
yıllarında göç ederek buraya yerleşmişlerdir. Daha sonra ikinci bin
yılda, Orta Avrupa’dan gelen kavimler yerleşmişlerse de, mîlâdî
yılın başlangıcında ortadan kaybolmuşlardır. Çok geçmeden Estonya
Finlileri ülkenin güneyine yerleştiler. Bu sırada ülkeye Fino-Ugriyen
asıllı kavimler gelip yavaş yavaş ülkenin güneyini işgâl etmeye
başladılar. Bunlar, ülke Vikingler tarafından istilâ edilinceye
kadar rahat bir kürk ticâreti yaptılar.
Henüz tam anlamıyla siyasî varlığını ispatlamayan Finlandiya, 1150
yılında İsveçliler tarafından işgâl edildi. Böylece Hıristiyanlık
ülkeye girmiş oldu. On üçüncü yüzyılda Finlandiya, İsveç’e bağlı bir
dükalık hâline geldi. İşte bu târihten îtibâren ülkede bağımsızlık
fikri gelişmeye ve kendi başına bir hareket serbestliği kazanmaya
başladı. On dördüncü yüzyılda Finlandiya ve İsveç arasında hukuk
yönünden birleşme tamamlandı. Çok sayıda Almanın ülkeye geldiği
sırada, bir İsveç asiller heyeti memleketin bütün kadrolarını elde
etmişlerdir. Onlara göre, İsveç kültürü ve dili Finlandiya’da bir
tesir bırakmalı idi.
Gustave Vasa’nın 1555’te Helsinki’yi kurarak bütün kilise
varlıklarına el koymasıyla birlikte ülkede reform hareketleri
görüldü. Rusya ile zâten var olan mücâdele yeniden canlandı.
Finlandiya halkı Rusya ile yapılan savaşlarda çok yıprandı. On
sekizinci yüzyılda ardarda gelen kayıplarından sonra 1809’da Birinci
Alexandre tarafından Hamina Antlaşmasıyla ülke bütünüyle istilâ
edildi. Rus hâkimiyeti ilk önce halka bâzı hürriyetler tanıdı.
Kültürel ve politik faaliyetlere izin verdi. Fakat 19. yüzyıldan
îtibâren gelişen yeni bir Rus akımı (Panislavizm) sonucunda bütün bu
serbestlikler sona erdi. Finlandiya, bağımsızlığını ancak Sovyet
ihtilâli sırasında elde edebildi.
Beyaz Ordunun başında bulunan General Mannerheim, bilhassa
Almanlar’dan gördüğü yardımlarla Ruslarla bir sene mücâdele etti ve
onları yendi.
Kısa bir krallık denemesinden sonra 1919’da Cumhuriyet îlân edildi
ve bağımsız Finlandiya devleti kuruldu. 1920’de de Turku Antlaşması
ile Rusya tarafından tanındı.
Ülkede komünist ayaklanmaların yer aldığı bir dönemden sonra, Lapua
çiftçi hareketi muhâfazakârların zaferini sağladı. Bu hareketi
sâyesinde ülkede bir ekonomik ve sosyal kalkınma görüldü.
Çiftçilerin % 90’ı kendi topraklarına yeniden sâhip olabildiler.
Buna rağmen bu ilerlemeler 30 Kasım 1939’da başlayan Rus istilâsıyla
durduruldu. Büyük teknoloji ve insan gücü üstünlüklerine rağmen,
bölgeyi ve bölge şartlarını iyi tanımayan Ruslar, kesif bir
mukâvemetle de karşılaşınca, ağır kayıplar verdiler. Ancak 12 Mart
1940’ta imzâlanan barış antlaşması siyâsî zayıflıklarından dolayı
Finlandiya’nın aleyhinde sonuçlandı. Anlaşmaya göre doğu Karelya’nın
tamâmı ve Laponya’nın bir kısmı Ruslara bırakıldı. Böylece
Finlandiya’nın toplam nüfûsunun % 12’si, zirâî ve endüstriyel
kaynaklarının da % 11’i, SSCB sınırları dâhilinde kalmış oldu.
Anlaşmaya rağmen devâm eden siyâsî baskı, Finleri Almanların
karşısında yeralmaya zorlarken, Almanya 22 Haziran günü Rusya’ya
savaş açarak Laponya’yı işgâl etti. Rusya’ya âit uçakların
Finlandiya’yı bombalaması, Finlandiya’nın da İkinci Dünyâ Savaşına
girmesini kaçınılmaz hâle getirdi. Cumhurbaşkanı Mannerheim
tarafından idâre edilen Fin orduları, 1939 savaşında kaybettikleri
yerleri geri aldılar. Ancak 1944’te Ruslar tekrar bölgeye girerek
Finlandiya sınırına kadar ilerlediler. Yapılan anlaşmalarla her iki
devlet de bugünkü sınırı kabul ettiler. Savaşlar Finlandiya’ya
100.000 Finli’nin ölümüne, 50.000’inin sakat kalmasına, büyük toprak
parçaları ve bu vesileyle mühim iktisâdî kaynak kaybına, bundan ayrı
olarak da 445 milyon dolarlık maddî zarara mal oldu.
İkinci Dünya Savaşında büyük başarılar elde eden Mannerheim, 1944’te
Cumhurbaşkanlığını Juho Kutsi Paosikivi’ye bıraktı. Paosikivi, SSCB
ve diğer komşuları ile münâsebetlerini ilerleterek kültürel ve
ekonomik bakımdan uygun bir ortam meydana gelmesini sağladı. 1955’te
Birleşmiş Milletler’e kabul edilen Finlandiya’da bir sene sonra
yapılan cumhurbaşkanlığı seçimini Çiftçi Partisi lideri Urho
Kekkonen kazandı. Paosikivi’nin yolunu izleyen Kekkonen hükûmeti
Finlandiya’yı güçlü bir antikomünist ülke hâline getirdi. Ancak halk
üzerine yapılan komünist propogandalar, barış taraftarlığı gibi
akımlar beş-altı sene içerisinde menfi bir sonuç meydana getirdi.
1966’da yapılan seçimleri kazanan Sosyal Demokrat Partisi,
içerisinde komünistlerin de bulunduğu bâzı partilerle koalisyon
kurdu. Yirminci yüzyılın ikinci yarısı boyunca ülke hep sosyalist
partiler ağırlıkta koalisyonlar tarafından yönetildi ise de, 1987
senesi Finlandiya’da siyâsal hayâtın bir dönüm noktası oldu. Bu
târihe kadar hep muhâlefette kalmış olan Muhâfazakâr KOK Partisi
hükûmete katılacak oy aldı. Kırsal tabanlı Merkez Parti iktidar dışı
kaldı. 1991’de yapılan seçimleri ise Merkez Parti kazandı.
Parlamentoda en büyük grubu meydana getiren SosyalDemokrat Parti
muhalefete geçti. Finlandiya târihinin en genç başbakanı olan 36
yaşındaki Esko Aho’nun kurduğu hükümette Merkez Partisinin yanısıra
Muhafazakarlar, İsveç Halk Partisi ve Finlandiya Hıristiyan
Birliğinin üyeleri de yer aldı.
Fizikî Yapı
Finlandiya, granit özelliği taşıyan, dalgalı, geniş buzulların
buzultaş sıraları meydana getirdiği dördüncü zamanda meydana geldiği
zannolunan oldukça kuvvetli yontulmuş ovalardan meydana gelmiştir.
Salpausselka, ülkenin güney ve güneybatısında kum ve çakılla karışık
bir yapıda olan bir çift su bölümü çizgisi meydana getirir. Rakım
ortalama 120 m olup, kuzey uca kadar alçak yayla hâlinde uzanır. Bu
uçta İskandinav zincirine dâhil olan dağlar bulunur. Bu dağlar
“Holtiatuntiri”de ülkenin en yüksek noktasına ulaşır (1324 m).
Çok sayıdaki göller (yaklaşık 60.000), ülkenin hemen hemen onda
birini kaplar. Göllerin toplam yüzölçümü yaklaşık olarak 33.522
km2dir. Özellikle güneyde birbiriyle bağlantılı, gemi ulaşımına
elverişli bir göller sistemi meydana gelmiştir. Salmaa ve Paijanne
ülkenin en büyük gölleridir. Irmaklar düzgün akışlı değildir. Birçok
yerde çağlayanlarla kesilmiştir. En büyük çağlayanı Imatra
Çağlayanıdır. Genellikle nakliyâta müsâit değildirler. Çok girintili
çıkıntılı olan kıyılar, sayısız küçük odacıklarla çevrelenmiştir.
İklimi
Finlandiya yüksek enlemlerde olması dolayısıyla sert bir iklime
sâhiptir. Bununla berâber bâzen güneydoğu rüzgârlarının yumuşatıcı
etkilerine mâruz kalır. Mevsimler pek az görülür. Yaz çok kısa ılık
ve nemlidir. Kış uzun ve sert geçer. Sıcaklık ortalamaları
Helsinki’de kışın -8°C, yazın ise 16,9°C civârında olur. Kar çoğu
zaman yerden kalkmaz (hemen hemen bir yılın üçte biri). Bâzen ise
Botni ve Finlandiya Körfezinin buzlarla kaplandığı görülmektedir.
Tabiî Kaynaklar
Ormanlar ülkenin yaklaşık üçte ikisini kaplamaktadır. Kozalaklılar
ve kayın ağaçları kuzeyde ve merkezde, iğne yapraklılar ise (çam,
akağaç, karaağaç) Finlandiya Körfezinin yakınında görülmektedir.
İnari Gölünün kuzeyinde tundra bölgesi başlar.
Mâdenleri bakımından genel bir zenginlik göze çarpmaz. Ülkede en çok
bulunan mâden bakırdır. Ayrıca sülfür, demir, nikel ve çinko da
mevcut olan belli başlı mâdenlerdir.
Nüfus ve Sosyal
Hayat
Yaklaşık 5,261,000 olan nüfûsunun % 90’dan fazlasını Finliler teşkil
eder. Bundan başka kuzeyde Laponlar, güney ve batı kesimlerinde ise
İsveçliler yaşamaktadır. Finlilerin karakteristik özellikleri, uzun
boylu, sarı saçlı, mâvi veya gri gözlü olmalarıdır. Her etnik grup
kendi lisanlarını konuşur. Ülkenin resmî dili ise Fincedir. Nüfus
yoğunluğu güneyde çok fazladır. Kuzeyde ise gittikçe azalır. Nüfûsun
% 20’si başşehri olan Helsinki civârındadır. Çoğunluk şehirlerde
yaşar. Nüfûsun % 91,6 sı Hıristiyanlığın Protestan mezhebine, kalanı
değişik mezheplere bağlıdırlar. Geri kalan dînî azınlığın büyük
kısmını Yunan Ortodokslar meydana getirir. Çok az bir miktar da
Yahûdî vardır. Eğitim ve öğretimin parasız olduğu Finlandiya’da 20
üniversite mevcuttur. 7-15 yaş arası eğitim ve öğretimin mecbûrî
olduğu ülkede okuma yazma bilenlerin oranı yaklaşık % 100’dür.
Çalışan nüfûsun %25’i zirâat ve ormancılıkla uğraşır. Kuzeyde
yaşayan Laponlar an’anevî olan ren geyiği çobanlığı ve avcılığı ile
geçinirler. Yıllık nüfus artışı % 0,3’tür. Kilometrekareye 14,7 kişi
düşer.
Siyâsî Hayat
İdâre şekli cumhûriyetdir. 1919 senesinde kabûl edilen bir anayasası
ve 300 üyeden teşekkül eden bir Millet Meclisi vardır. Meclis
üyeleri 4 sene için halk tarafından, Cumhurbaşkanı ise 6 sene için
Meclis tarafından seçilir. İdârî bakımdan ülke 12 bölgeye
ayrılmıştır. Seçmen yaşı 21’dir.
Ekonomi
1920’lerden îtibâren uygulanan müsbet kararlar ekonomiyi istikrarlı
bir gelişmeye sokmasına rağmen, 1930’ların başındaki kriz bu
gelişmeye mâni oldu. Bu ekonomik buhran atlatılmadan geçilen 1939
Kış Savaşı ve İkinci Dünyâ Savaşı sırasında önemli iktisâdî
kaynakların kaybedilmesi, gelişmeyi daha da yavaşlattı. İkinci Dünyâ
Savaşından sonra ekonomisi tekrar iyi yola giren Finlandiya, bugün
devlet iştirakinin % 25 oranında olduğu bir karma ekonomi sistemini
benimsemiştir.
Tarım:
Küçük âile çiftliklerinin, tarımın temelini teşkil ettiği
Finlandiya, uzun bir zamandan beri zirâî bakımdan kendisini besleyen
bir devlettir. Ayrıca bölgede et, süt ve süt ürünleri, yumurta gibi
mahsullerin büyük bir ihrâcatçısı durumundadır. Buğday ve çavdar,
ülkenin üretim sezonunun 200 günün üzerinde olduğu güneybatı
kesiminin ana ürünleridir. Bunları yine büyük miktarlarda yetişen
yulaf, arpa, patates ve çavdar tâkib eder. Üretim sezonunun 150
günün altına düştüğü kuzey bölgelerindeki tarım arâzisi ise, geniş
otlaklardan meydana gelir. Bu otlaklarda özellikle süt üretimi için
iki milyon civârında küçük ve yine iki milyon civârında da büyükbaş
hayvan beslenmektedir. Ülkenin her yerinde görülen ve toplam
yüzölçüm içerisinde önemli bir yer kaplayan göllerde de geniş ölçüde
balıkçılık yapılır.
Ormanlar da Finlandiya’nın tabiî kaynakları arasında büyük öneme
sâhiptirler. Bunların % 46 sını çam, % 36’sını ladin, % 16’sını huş,
geri kalan % 2’sini de diğer çeşit ağaçlar teşkil eder. Devlet,
kuzeydeki ormanların tamâmına, diğer bölgelerde de bir kısmına
sâhiptir. Ormanların % 60’ının özel sektöre, % 40’ının devlete âit
olmasına rağmen, özel sektör ürettiklerinin % 16’sını devlete
bırakmak mecbûriyetindedir. Toplam yüzölçümünün % 65’ini ormanların
teşkil ettiği Finlandiya’da senede yaklaşık 40 milyon metreküp
kereste işlenmektedir.
Endüstri:
Finlandiya endüstrisi, ülke ihtiyacını karşılayacak şekilde
çalışmaktadır. Ahşap işleri, kâğıt, kâğıt hamuru îmâli Fin
endüstrisi içerisinde en büyük yer tutar. Aynı zamanda ihrâcatta da
% 27,5 gibi büyük bir paya sâhib olan sanâyi dalıdır. Metal ve
mühendislik endüstrileri çok yaygın olmamakla birlikte,
Finlandiya’nın en hızlı gelişen sanâyi koludur. Bunlar da sanâyi
üretimine % 22 nisbetinde katılırlar. Finlandiya ülkede metal
endüstrisi için kaynak bulunmadığından hammadde ihtiyâcını Rusya
Federasyonundan karşılamaktadır. Hidroelektrik enerjisi ülkenin ana
enerji kaynağıdır. Kömür, petrol ve tabiî gaz bulunmaması sebebiyle
bu alandaki ihtiyaç ithâlat yolu ile temin edilmektedir. 1970’lerden
beri sürdürülen çalışmalar ise Atom enerjisinden geniş ölçüde
faydalanmayı hedef almaktadır.
Ticâret:
Finlandiya, diğer küçük Avrupa devletleri gibi ithâlata büyük ölçüde
ihtiyaç duyar. Ülke ithâlatının en önemli bölümünü hammadde,
akaryakıt ve kömür teşkil eder. İhrâcatta ise kâğıt sanâyi ürünleri
ilk sırayı almaktadır. Makina, gemi gibi ağır sanâyi ürünleri de
ihraç edilen malzeme arasına girmeye başlamıştır. EFTA (Avrupa
Serbest Ticâret Organizasyonu) ve AET üyesi olan Finlandiya,
sosyalist temayüllü bir devlet olması sebebiyle, 1991 öncesi doğu
bloku iktisâdî teşkilâtı olan Comecon üyeleri ile de alışverişte
bulunmaktadır.
Ulaşım:
Karayolu taşımacılığı ülke içi ulaşımda ilk sırayı alır. Bunu sıra
ile deniz, demiryolu ve havayolu nakliyatı takib eder. 1960’larda
karayolu ulaşımına verilen ağırlık üzerine, Finlandiya günümüzde bu
bakımdan oldukça gelişmiş bir ülkedir. Dış ticâret ve yolcu
bağlantılarının % 90’ı deniz yoluyla sağlanır. Kış boyunca çalışan
buzkıranlar, güneybatıdaki önemli limanları dâimâ açık tutarlar.
Ülke içindeki göl, nehir ve kanallarda da taşımacılık yapılmakla
birlikte, bunun ulaşım içerisinde önemli bir yeri yoktur. Finlandiya
demiryollarındaki ray arası açıklığı Rusya Federasyonu
demiryollarıyla aynı, fakat Türkiye’de de kullanılan standart dünyâ
ölçüsünden farklıdır. Bu yüzden Rusya dışındaki komşularıyla
demiryolu bağlantısı yoktur. 1924’ten beri milletlerarası
havayollarının önemli bir bağlantı yeri olan Finlandiya’da düzenli
iç hat seferleri devamlı çalışmaktadır.