<<
GERİ DÖN
Gana Cumhûriyeti
DEVLET: Gana Cumhûriyeti
BAŞŞEHRİ: Akra
NÜFUSU: 15.500.000
YÜZÖLÇÜMÜ: 238.533 km2
RESMİ DİLİ: İngilizce
DİNİ: %63 Hıristiyan,%16 İslâmiyet,%20 Animist (Putperest totem
dini)
PARA BİRİMİ: Yeni Cedi
Batı Afrika’da Atlas Okyanusu kıyısında, aşağı yukarı dikdörtgen
şeklinde bir memleket. Gana’nın; güneyinde Gine Körfezi, kuzeyinde
Yukarı Volta, doğusunda Togo, batısında Fildişi Sâhili ve Yukarı
Volta yer alır. Eski İngiliz sömürgeleri, Altın Sâhili ve
Togoland’ın yerlerinde kurulmuş bir Cumhûriyettir. Altın Sâhili ve
Togoland, 6 Mart 1957 tarihinde birleşerek, bağımsız Gana Devletini
meydana getirdiler. Yâni devlet ismini, eski bir Batı Afrika
krallığından almıştır.
1600 senesine kadar Batı Afrika’daki politik ve ekonomik kuvvet,
Sahranın güneyinde ve Batı Sudan’daki büyük devletlerin elindeydi.
Bu devletler dâimî olarak genişleme temayülü içindeydiler.
Gana’nın içinde bulunduğu topraklar, bu devletlerden oldukça uzakta
olmasına rağmen, onların dolaylı tesirinden kurtulamadı. On üçüncü
asırdan îtibâren Sudanlı tüccarlar,yeni pazarlar elde etmek için,
güneye doğru yayılmaya başladılar. Bunun sonucunda Gana’nın
bulunduğu topraklar ile Sudan arasında iki büyük ticâret yolu
meydana getirildi. Gana’nın bulunduğu topraklardaki ilk devletler,
13. asırda kurulan, zamânımızdaki ülkenin ormanlarının kuzeyinde
bulunan Bono, Gonja, Banda kabilelerinin kurduklarıdır.
Ülkenin kuzey bölümünde, kuzey batılı işgalcilerin kurduğu devlette
Dagomba ve Mamprusi kabileleri yer alıyordu. Bu zamanda Nijerya’dan
gelen gruplar da ülkenin güney doğusunda yerleşmişlerdi.
On beşinci asırda, altına susamış Portekizli işgalcilerin, Batı
Afrika ile Avrupa arasında deniz yolu bağlantısı kurmaları sonucu,
bölgede hayat şartları değişmeye ve huzursuzluk artmaya başladı.
Altın Sâhiline 1471 senesinde giren Portekizliler, bölgedeki altının
bolluğunun farkına varmışlar ve bunu tekellerine almak için kıyıda
birçok büyük taş kaleler inşâ etmişlerdir. On altıncı asırda
Portekiz tekeli, Fransız, İngiliz ve Hollandalı sömürgeciler
tarafından bozuldu. Daha sonra bütün kaleler Hollandalıların eline
geçti. Fakat onlar da İngiliz ve Danimarkalılarla karşı karşıya
kaldılar. On sekizinci asırda kıyıda bu üç devletin sâhib olduğu 40
kale kurulmuştu.
On yedinci asırda, Amerika kıtasındaki geniş talep sonucu,
Avrupalılar vahşetlerini, buradaki savunmasız yerlileri esir yapıp
satarak, teşhir ettiler. Esir ticâretine rağmen bölge batılıların
ana altın kaynağı olma özelliğini korudu.
On dokuzuncu yüzyılın başlarında Altın Sâhilinde ticâret yapan bütün
Avrupa ülkeleri, esir ticâretini yasaklamışdı. Esir tüccarlığının
kısmen kalkması ve yerli kabilelerin mücâdelelerinin sonucunda, önce
Danimarkalılar (1850), sonra da Hollandalılar (1872) târihlerinde
bölgeden çekildiler ve İngilizleri Altın Sâhilinde yalnız
bıraktılar. 1874 târihinde İngilizler bölgedeki Ashanti
kabilelerinin de topraklarını işgâl ederek Altın Sâhilini bir
İngiliz Kolonisi îlân ettiler.
İngilizlerin uyguladıkları zayıf politika sonucu Ashanti kuvvet
olarak tekrar ortaya çıktı. Altın mâdenleri için daha çok emniyet
ihtiyacı ve bölgede Fransız ve Alman faaliyetleri, İngilizleri daha
faal bir politika tâkip ettirmeye zorladı. 1886’da İngilizler,
Ashanti kabilesini tekrar işgâl ettiler. 1901 târihinde sömürge
oldu.
Yirminci asırda Altın Sâhilinin ekonomisi, orman çiftçilerinin kakao
yetiştirmedeki başarıları sonucu, hızla gelişmeye başladı. Bunun
sonucunda yeni demiryolları, yeni okullar ve hastahâneler ve
Tokoradi limanı inşâ edildi.
1925 târihine kadar memleket, İngiliz vâlisinin yönetimi altındaydı.
1925 târihinden sonra yasama meclisine yerli üyeler de seçilmeye
başlandı. 1946 târihinde ise meclis âzâlarının çoğunluğu
Afrikalıydı.
1950’lerin sonuna doğru ise Altın Sâhilinde, halkın kendi kendisini
yönetmesi için kampanya açıldı, gösteriler yapıldı, isyanlar çıktı.
Bunların sonucunda 10 Ocak 1951 senesinde yeni bir anayasa îlân
edildi ve halk dış işleri, savunma, adâlet ve mâlî konular dışında
söz sâhibi oldu.
1951 senesinde yapılan seçimler sonucunda ABD’de eğitim görmüş genç
bir sosyalist olan Kuvame Nkrumah başkanlığındaki Halk Kongresinin
partisi iktidara geldi. 1957 târihinde Altın Sâhili devleti, şimdiki
Gana Devletini meydana getirerek, Birleşmiş Milletler Teşkilâtının
ve İngiliz Milletler Cemiyetinin üyesi oldu. Aynı sene İngiliz
Togoland’ı halkının isteği ile Gana ile birleşti.
1960 senesinde, Gana bir Cumhûriyet ve Nkrumah da hayat boyu devlet
başkanı oldu. Halk Kongresi Partisi memleketin tek partisi hâline
geldi. Devlet Başkanı Nkrumah, Pan-Afrikanizm ve bağlantısız
fikirleri benimseyen bir lider olarak meşhur oldu. Bunun yanında
Afrika sosyalizmi gibi fikirleri sonucu Amerika dahil birçok ülkeyle
arası açıldı. Kendisine birçok başarısız suikast teşebbüsleri
yapıldı. Sonra soldan ve sağdan tevkifler olunca idâre daha
sertleşti. 1966 senesinin Şubat ayında Nkrumah, Çin ziyâretindeyken,
ordu ve polis işbirliğinde askerî darbe yapıldı. Milî Kurtuluş
Konseyi kuruldu. Konsey yeni bir anayasa hazırladı. Buna göre,
devlet başkanının yürütme selâhiyeti olmayacak, yeni meclis 140
üyeli olacaktı. Yeni kurulan partilerden bir seçim sonucu, Kofi
Busia’nın başkanlığındaki İlerici Parti iktidâra geldi. Nkrumah’ın
en büyük düşmanı olan Busia, başbakan oldu. 1971’de kakao
fiyatlarının milletlerarası piyasada tekrar düşmesi iktisâdî kriz
doğurdu. 1972 senesinin Ocak ayında Albay Ignatius Acheampong’un
önderliğinde yeni bir askerî darbe yapıldı. Parlamento ve partiler
feshedildi. Rüşvetin yaygınlaşması ve halktaki hoşnutsuzluklar
neticesi 1978’de o da istifâ etti.
4 Haziran 1979’da tekrar hükümet darbesi oldu. Yönetimi ele geçiren
genç bir hava subayı J.Rawlings, eski darbeci Ignatius’u kurşuna
dizdirdi. 24 Eylül 1979’da parlamenter demokrasiye dönüldü. Yapılan
seçimleri Nkrumah’ın Halk Partisi kazandı. İktisâdî durum yine
kötüye gitti. Enflasyon % 100’ün üzerine tırmandı. J.Rawlings tekrar
ihtilâl yaparak, bütün yetkileri elinde topladı ve Geçici Millî
Savunma Konseyi kurdu. Birisi 7 Mart 1984’te olmak üzere, bundan
sonra J.Rawlings’e karşı iki başarısız darbe teşebbüsünde bulunuldu.
Bugün hâlâ yönetim Geçici Millî Savunma Konseyi başkanı J.Rawlings’in
elindedir.
Fizikî Yapı
Gana’nın, Gine Körfezinde, doğu-batı istikâmetinde, 530 km
uzunluğunda olan bir kıyısı vardır. Ülke kabaca bir dikdörtgen
şeklindedir. Ülkede başlıca iki plato vardır. Bunlardan birisi Togo-Akwapim
Tepeleri, kuzeydoğu-güneybatı istikâmetinde uzanır. Azamî yükseklik
900 metredir. İkincisi ise Ashanti- Kwhau Tepeleri olup,
kuzeybatı-güneydoğu istikâmetindedir. Azamî yükseklik 600 metredir.
Gana’nın en büyük nehri Volta’dır. Volta ve kolları (Beyaz Volta,
Kara Volta, Oti ve Daka), Açanti ve Kwahu platolarının güney ve
batısında kalan topraklar dışında Gana’nın bütün topraklarını
sularlar. Togo Akwapim Tepeleri ve deniz arasında Akra Ovaları yer
alır. Gana dünyânın en büyük sun’î gölüne sâhiptir. Volta Nehri
üzerinde 1965 senesinde yapılan baraj gölü, yaklaşık 10.000 km2lik
bir sâhayı kaplamakta olup, uzunluğu 400 km civârındadır. Başka
önemli bir göle sâhip değildir.
İklim ve Bitki
Örtüsü
Gana iki büyük rüzgârın etkisindedir. Atlas Okyanusundan esen serin
ve nemli muson rüzgârları ile ülkenin kuzeyinde bulunan büyük
Sahra’dan esen kuru, sıcak ve toz taşıyan harmattan rüzgârları, bu
ülke iklimine tesir eden rüzgârlardır. Bu rüzgârlar, Gine üzerinde
karşılaşırlar. Bir hava akımının diğerine üstünlük sağladığı
zamanlara göre mevsimleri kurak veya yağışlı geçer. Sıcaklık
ortalamalarında kıyı kesimlerle iç kesimler arasında bariz farklılık
göze çarpmaz. Kıyı kesimlerinde 26°C olan senelik sıcaklık
ortalaması, iç kesimlerde 29°C civârında olur. Sıcaklığın en yüksek
olduğu mevsim şubat ve nisan ayları arasıdır. Senelik yağış
ortalaması bölgelere göre 1000 milimetre ile 2000 milimetre arasında
değişmektedir.
İklim
Güneybatı bölgelerinde iki metreye yaklaşan yağış ortalaması,
Kumasi’de 1500 mm, Navrongo’da ise 1000 mm civârındadır. Ülkenin
güneybatısı yağış ortalamasının en yüksek olduğu bölge olmasına
rağmen, güneydoğu kesimi yarı kurak bir iklime sahiptir. Yağış
miktarı 0,8 metredir.
Tabiî Kaynakları
Gana’nın dar kıyı şeridinde, bodur çalılıklar, çayırlıklar ve yer
yer görülen bataklık bitkileri, özellikle sedir ağaçları hakim bitki
örtüsüdür. Dar kıyı şeridinden sonra gelen Kwahu yaylası iri gövdeli
ve kerestesi makbul ağaçlarla (Baobab Afrika maunu, sapel gibi
ağaçlar) dolu tropikal ormanlarla, ülkenin en kuzey kısımları ise
kurak savan alanları ile kaplıdır.
Mâdenler bakımından oldukça zengindir. Avrupalıların buraları
sömürge yapmak için cezbeden mâdenler, bu özelliklerini hâlen
muhâfaza etmektedir. Altın, elmas, boksit, manganez, demir, nikel,
grafit, ilmenit ve granit önemli mâdenlerdir. Senede 27 ton altın
üretimi ile dünyâda 5. sırada yer alır, 250.000 ton manganez üretimi
ile de dünyâda dördüncüdür. Ülkede bulunan yabânî hayvanlar, bütün
Afrika ülkelerinde olduğu gibidir. Eskiden bol olan hayvan türleri,
günümüzde balta girmemiş ormanlar ve tabiîliğini muhâfaza eden
bölgelerin azalması sebebiyle eskiye nisbetle azalmıştır. Pekçok kuş
türlerinin yanısıra, sürüngenler, çeşitli türlerde bol miktarda
maymunlar, antiloplar, leoparlar, yaban sığırları ve Afrika filleri,
geniş tropik ormanların verdiği zenginliği âdetâ süslemektedir. Uyku
hastalığına sebeb olan çeçe sineklerinin çokluğu, büyükbaş
hayvanların azalmasına sebeb olmaktadır. Koyun, keçi ve tavuk
oldukça fazladır.
Nüfus ve Sosyal
Hayat
15.500.000 civârında nüfûsa sâhib olan Gana’da, bu nüfûsu başlıca
yedi etnik grup meydana getirmektedir. Bunlar Asanti, Bronlar,
Fantiler, Galar, Eweler, Dagomlar ve Marpursilerdir. Bu grupların
herbiri kendi dilini konuşur. Resmî dil İngilizcedir. Çoğunluk bu
dili kullanır. Son yıllardaki şehirleşme, grupların karışmalarını
sağlamıştır. Kabîlelerin nüfus dağılımı: Asanti ve Fanti kabile
mensupları % 44, Ewe, Ganya, Dogambo, Mamprusi ve Fulbe kabile
mensupları % 56’dır. Kişi başına düşen millî gelir 400 dolar
civârındadır.
Dinlerine göre nüfus dağılımı: Hıristiyanlar % 63, Müslüman % 16,
ilkel dinlere bağlı olanlar % 21’i teşkil etmektedir.
Başlıca Şehirleri
Akra (Accra):
Ülkenin başşehri olan Akra’nın nüfûsu bir milyondur. Afrika’nın en
modern şehirlerindendir. Akra, Gana’nın ticâret, sanâyi ve kültür
merkezidir. Kumasi: Ülkenin ikinci büyük şehridir. Orman içindeki bu
şehrin nüfûsu 949.113’tür.
Sekondi-Takoradi:
Ülkenin üçüncü büyük şehridir. Nüfûsu 103.653’tür. Sekondi ve
Takoradi şehirlerinin birleşmesiyle meydana gelmiş, Pra Nehrinin
ağzında kurulmuştur.
Eğitim:
İlk ve orta dereceli
okullarda eğitim mecburi ve parasızdır. Üç üniversitesi ve birçok
yüksek okulu vardır. Okur-yazar oranı % 53,2’dir.
Kültür:
On dokuzuncu asırdan beri İngilizlerin idâresinde olması sebebiyle,
iktisâdî hayatında, kültüründe, örf ve âdetlerinde İngilizlerin
tesirleri açıkça görülmektedir. Resmî dili ve öğretim dili
İngilizcedir. Bütün yayınlar İngilizcedir. Sanatta da Avrupa tesiri
görülmektedir. Kadınların çoğu geleneksel elbiselerini, erkekler ise
umûmiyetle batı tipi elbise giyerler. Müslümanlık hızla
yayılmaktadır.
Siyâsî Hayat
1957’de bağımsızlığını kazanan ve 1960’da Cumhûriyet îlân edilen
Gana’da siyâsî istikrar bir türlü temin edilemedi. Son olarak
1979’da kurulan Üçüncü Cumhûriyet de askerî bir darbeyle devrildi.
Bugün yönetim, Geçici Millî Savunma Konseyi başkanı J. Rawlings’in
elindedir.
Ekonomi
Yeraltı ve yerüstü kaynakları bakımından zengin olan Gana, siyâsî
istikrar sağlanamadığından ekonomik yönden yeteri kadar
kalkınamamıştır.
Tarım: Gana, dünyânın en büyük kakao üreticisidir. Yaklaşık dünyâ
kakao üretimi içerisindeki payı üçte birdir. Yıllık üretim üç milyon
tona yakındır. Bu yüzden kakao fiyatlarının düşmesi zaman zaman
kritik siyâsî sonuçlar doğurmuştur. Kakao tarımı ülkenin hemen hemen
her yerinde; fakat küçük işletmeler hâlinde yapılır. Ayrıca kauçuk,
kahve, hubûbat, hindistancevizi, palmiye yağı, muz ve
fındıkgillerden birçok ürün yetiştirilir. Ormanlarında kerestelik
çok ağaç bulunur. Ormanların kuzeyinde, hintelması, yerfıstığı,
mısır, pirinç yetiştirilir. Köylerin çoğunda meyve ağaçları, sebze
çiftlikleri yer almaktadır. Kakaodan sonra en önemli ihrâç maddesi
kauçuk, kahve ve hindistancevizi içidir.
Hayvancılık:
Çok sayıda bulunan çeçe sineği, ülkenin güneyinde sığır
çiftliklerinin kurulmasına mâni olmaktadır. Bu durumda, kuzeyde Akra
Vâdisinde sığır yetiştirilmekte ve güney taraftaki pazarlarda
satılmaktadır.
Koyun, keçi ve kümes hayvanları ülkenin her tarafında yetiştirilir.
Şimdi bol miktarda yumurta ve tavuk eti ihraç eder duruma gelmiştir.
Nehir ve deniz sâhillerinde önemli miktarda balıkçılık
yapılmaktadır.
Sanâyi:
Deri sanâyii, mücevher
işlemesi, giyim sanâyi, demircilik ve çömlekçilik, mobilya ve
kontrplâk îmâlathâneleri, sabun, çuval, lâstik fabrikaları petrol
rafinerisi vardır. Sebze ve balık konserveciliği, kayık malzeme
yapımı sanâyi, kereste îmâlatı, elbise, meşrubât, büsküvi, sigara,
kibrit, mobilya ve briket sanâyii başlıca sanâyi dallarıdır.
Ticâret: İç ticâret daha ziyâde mahallî bölgeler arasında yapılır.
İthâlâtın % 85’ini dayanıklı gıdâ maddeleri teşkil etmekte olup,
bunun çoğu Avrupa’dan gelmektedir.
İhrâç ürünlerinin başında kakao gelmekte ve ihrâcâtın % 70’ini
teşkil etmektedir. Akra bölgesinde elmas ticâreti çok önemlidir.
Ancak bu elmas ve altın ticâreti hâlen İngilizlerin elindedir. Diğer
mâdenler arasında manganez önemlidir.
Gana, ticâretini ve nakliyesini deniz yoluyla yapmaktadır ve bu
nakliyeyi de yabancı gemilerle yerine getirmektedir. Akra ve Kumasi
önemli ulaşım merkezleridir.
Ulaşım:
28.300 km’lik kara
yolunun, ancak 7500 km’si asfalttır. 1350 km’lik demiryoluna
sâhiptir. Nehir ve deniz ulaştırmacılığı da yapılmaktadır. Ülkedeki
dört hava alanının en moderni olan Akra hava alanı, Amerikalı ve
Avrupalı mîmarların hazırladıkları çok modern tesislere sâhiptir.