<<
GERİ DÖN
Gaziantep
Gaziantep Türkiye'nin Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde yer alan il.
36°28’ ve 38°01’ doğu boylamları ile 36°38’ ve 37°32’ kuzey
enlemleri arasında kalan il toprakları; doğuda Şanlıurfa,
kuzeydoğuda Adıyaman, kuzeyde Kahramanmaraş, batıda Adana ve Hatay
illeri, güneyde ise Suriye sınırı ile çevrilidir. Trafik numarası
27’dir. Kilim, sabun, bulama, baklava ve fıstığıyla meşhurdur.
Belkıs/Zeugma Antik Kenti, Gaziantep ili, Nizip İlçesi , Belkıs Köyü
sınırları içerisinde Fırat Nehri’nin kıyısında yer alır. Yaklaşık 20
bin dönümlük bir arazi üzerine kurulmuş olar Belkıs/Zeugma Antik
Kenti; Fırat’ın geçilebilir en sığ yerinde olması, askeri ve ticari
bakımdan çok stratejik bir bölge olması nedeniyle tarihin her
döneminde önemini korumuştur.80 bin nüfusu ile döneminin en büyük
kentlerinden biri olan Belkıs/Zeugma , tarihin değişik dönemlerinde
değişik isimlerle anılmıştır.
Büyük İskender’in generallerinden ve daha sonra Suriye Kralı da olan
Selevkos Nikator kendi adıyla, Fırat nehrinin adını birleştirerek
M.Ö.300 yılında burada Selevkos Euphrates ( Fırat’ın Silifkesi )
adında bir kent kurar. Daha sonraları M.Ö.1.yy.’da kent Roma
hakimiyetine girer .Bu hakimiyet değişikliğiyle birlikte kentin adı
da değişerek köprü, geçit anlamına gelen ve bütün dünyada bilinen
şekliyle ” Zeugma” adını alır. Roma İmparatorluğu’nun 4.Skitia
Lejyon Garnizonu’nun burada konuşlandırılması ve ticaret sebebiyle
kısa zamanda 80 bin nüfusa ulaşan Zeugma’da Fırat manzaralı
yamaçlara villalar inşa edilir. 80 bin kişilik nüfus Zeugma’yı
dünyanın en büyük kentlerinden biri haline getirir. Örneklemek
gerekirse Zeugma , komşusu sayılan Antakya (Antiokheia) ile
Mısır’daki İskenderiye’den ( Aleksandreia) ‘dan daha küçük, Atina (Athena)
ile aynı büyüklükteydi. Pompei ve şimdi dev bir metropol olan Londra
(Londinum) ‘dan ise birkaç kat büyüklükteydi.Ünlü coğrafyacı Strabon
da Zeugma’dan
bahsetmektedir. Hellenistik dönemde Selevkos Nikator zamanında
Zeugma’da önemli imar faaliyetleri yapıldığı bilinmektedir. Kentteki
Akropolün üzerine kader tanrıçası Thyke’nin bir tapınağı
yapılmıştır. Bu tapınak halen toprak altındadır. Zeugma Antik Kenti
kendi şehir sikkesi de basmış Roma Kentlerinden biridir. Sikkeler
üzerine bir tarafına Thyke tapınağı , diğer tarafına da güçlülüğü
simgeleyen Roma Kartalı motifi basılmıştır.
Dülük
Gaziantep kent merkezinin 10 km. kuzeyinde bugünkü Dülük köyünde
tarihi İpek Yolu’nun üzerinde bulunan bu antik kentte bulunan Şarklı
Mağarada M.Ö. 6 bin yıllarında insanların yaşadığına dair taştan
yapılmış aletler bulunmuştur.Tarihte Doliche olarak bilinen kent
Hitit’lerin baş tanrısı Teşup’un din merkezi olmuştur. Dülük köyünün
içinde ve çevresinde bir çok kaya mezarları ve kaya kiliseleri
ziyarete açılmıştır.
Karkamış Harabeleri
Karkamış harabeleri bir kısmı Suriye sınırında bulunan Karkamış
ilçesinin güneyine düşen geçmişi Neolitik dönemlere dayanan yerleşim
merkezi olduğu belirlenmiştir.Gılgamış Destanı, Geç Hitit döneminde
Karkamış şehrinin ortostatlarında tasvir edilmiştir. Buradan elde
edilen eserler günümüzde Ankara Anadolu Medeniyetleri Müzesi’nde
sergilenmektedir
KALELER
Gaziantep Kalesi
Gaziantep Kalesi, Türkiye’de ayakta kalabilen kalelerin en güzel
örneklerinden birisidir.Kalenin ne zaman ve kimler tarafından
yapıldığı hususunda kesin bir bilgi bulunmamaktadır.Roma döneminde
bir gözetleme kulesi olarak yapıldığı, zaman içerisinde
genişletildiği ve bugünkü biçimini Bizans İmparatoru Justinyanus
döneminde M.S. 6. yüzyılda aldığı yolunda bilgiler vardır. Kalenin
üzerinde hamam kalıntıları, sarnıçlar, mescit ve çeşitli yapı
kalıntıları bulunmaktadır.
Rumkale
Bu tarihi yapının önceleri adı Hromgla iken bozularak Rumkale
denilmiştir. Stratejik konumundan dolayı Asur çağından beri
yerleşildiği, hatta burasının Asur Kralı III. Salmanassar tarafından
M.O. 855'de zapt edildiği bildirilen “Şitamrat” olduğu, fakat esaslı
olarak M.Ö. 9. yüzyıl sonlarında Geç Hitit döneminde tahkim edildiği
zannedilmektedir.
Fırat ve Merzimeri in kıyılarından itibaren yükselen eteklerde bir
dış sur ve kompleks odalardan oluşan bir geçidi ile içeri
girilmektedir. Sur bedeninin inşasında bazı kesimlerde kayalık
yapının dik uçurumlar gösteren topografyasından azami ölçüde
yararlanılmıştır. Halen mevcut taş yapılarda, en eski dönem olarak
Geç Helenistik izler ile Roma dönemi mimarisi algılanmaktadır.
Ayaktaki mimari kalıntılar ise, Geç Roma ve Ortaçağ karakteri
taşımaktadır..
Bunların en ilginci, geniş ve silindirik bir havalandırma kuyusu ile
bu kuyunun kenarından helezonik bir yolla aşağı giden ve Fırat
sevivesinin altına kadar inerek su ihtiyacını karşılayan sistemdir.
11. yüzyılda Urfa Haçlı Kontluğu döneminde Hromgla’nın önemli bir
merkez olduğu bilinmektedir. Hâvarilerden Yohannes’in, burada bir
süre inzivaya çekilerek İncil’in müsveddelerini kopya ettiği ve
sakladığı, daha sonra bulunan kopyaların Beyrut’a kaçırıldığı
söylenmektedir.
Ortaçağ’da Ermenilerin “Hromkla, Süryanilerin ise Kala-Rhomata
ismiyle andıkları kale-kent, XII. yy sonlarında Memlukların eline
geçmiş ve Kal-at el Müslimin adı verilmiştir. Merc-i Dabık
savaşından sonra Osmanlılar’ın eline geçen Rumkale, Halep Eyaletinin
Birecik Sancağına bağlı bir kaza haline getirilmiştir.
Rumkale’de halen Türk-İslam dönemine ait bazı yapılar ile harap
vaziyette bir de Mescit bulunmaktadır. İlk yapımından itibaren Fırat
boyunun güvenliği için kullanıldığına şüphe olmayan kalede sivil
ögelerden çok askeri karakterler hissedilmektedir.
Samsat ile Rumkale arasındaki Fırat Vadisi, ilk kullanımının
prehistorik dönemde olduğu şüphe götürmeyen mağaralarla doludur.
Zaman zaman bir koridor izlenimi veren dik yamaçlarda halen de
görülebilen mağaralar ise, Roma döneminde mezar odaları olarak
kayaya oyulmuş olan mekanlardır. Bunların birçoğu daha sonradan,
özellikle de Haçlı seferleri sırasında Fırat boylarının korunması
için araları açılıp geçitlerle yatay ve merdivenlerle dikey olarak
birleştirilip savunma mekanları haline getirilmiştir.
Camiler, Türbeler,
Kiliseler
Şeyh Fethullah Cami, Boyacı Cami, Ömeriye Cami ve Ahmet Çelebi
Camileri önemli camileridir.
1860 yılında Fransız Misyonerler ve III. Napolyon’un yardımıyla inşa
edilen Kendirli Kilisesi görülmeye değerdir. İlde yer alan Ökkeşiye
Hazretleri, Yuşa Peygamber ve Pirsefa Hazretleri Türbesi görülmeye
değer turizm çekim merkezleridir.
Mimari
Geleneksel Antep
Mimarisi ve Evleri
Gaziantep’in geçmişten günümüze tarih içindeki oluşumuna
bakıldığında köklü ve zengin bir mimarisi olduğu görülür. Kent
karakterindeki yapıları, konutlar, camiler, hanlar, hamamlar dır. Bu
kagir yapıların fonksiyonların oluşumunda yörenin iklimi topoğrafik
özellikleri, bitki örtüsü ve sosyal yaşantıları etkili olmuştur.
Yazların çok sıcak geçmesi nedeniyle mimaride avlu anlayışı
hakimdir. Zamanın büyük bir bölümünün avluda geçmesi nedeniyle
buraya “hayat” denmektedir.
Sokaklar dar ve gölgelidir. Bazı yerlerde kabaltı denen altı yol
üstü konut olan mekanlar vardır. Günümüzde Kabaltı yapılardan sadece
altı tane kalmıştır. Sokakları dik olarak kesen çıkmaz sokaklara da
“dehliz” denmektedir
Antep evleri; yüksek duvarlar arkasında, diş mekanlardan mümkün
olduğunca soyutlanmış yapılardır. Evlerin ,kinci, katında sokağa
bakan konsol çıkıntılarına köşk denir. Dışı metalle kaplanan bu tür
yapılar köşklü ev dite adlandırılır. Genelde iki katlı ve avluya
dönük yapılardır.
Sıcak yaz günlerinde gölgeli mekanlardır. Sofaya açılan odalar çok
işlevli özelliğe sahip mekanlardır. Odada yatakların konduğu
döşeklik, yemek kapları için kübbiye adı verilen dolap nişleri de
vardır. Bunlar nacar denen çok güzel ahşap işçiliğine sahiptir.
Hanlar
Tarihi İpek Yolu güzergahında bulunan Gaziantep’te bu dönemden kalma
pek çok han ve kervansaray bulunmaktadır. Tuz Hanı, Şire Hanı, Tütün
Hanı, Hışva Hanı, Mecidiye Hanı, Emir Ali Hanı, Anadolu Hanı, Kürkçü
Hanı, Belediye Hanı, Elbeyli Hanı, Yeni (Yüzükçü) Han, Hacı Ömer
Hanı ve Millet Hanı önemlileridir.
Mesire Yerleri
Gaziantep’te bahar ve yaz mevsimlerinde havanın sıcak olduğu günler
şehrin sıcaklığından ve gürültüsünden uzakta, tabiatla baş başa
kalmak için “Sahre” adı verilen ailece ve akrabalarla birlikte
yemekli kır gezileri düzenlenir. Kır gezilerinde şehir dışındaki bağ
evlerine, gezi ve mesire yerlerine gidilir.
Bu gezi ve mesire yerlerinden bazıları Dülükbaba Ormanları,
Karpuzatan(Oğuzeli) , Kavaklık, Dutluk, Nafak, Burç Ormanları, Burç
Goleti, Büyükşahinbey Kasabası (Körkün) , Nizip Karpuzatan ve Çifte
Havuzlardır
NEYİ ALINIR
Bakır işlemeler, sedef kakmalı eşyalar, altın ve gümüş takılar,
yemeni adı verilen üstü kırmızı yada siyah deriden tabanı ise
köseleden dikilen topuksuz ve çok sağlıklı olan geleneksel
ayakkabılar, beyaz kumaş üzerine sarılarak ve çekilerek beyaz, sarı,
krem rengi ipliklerle yapılan el işlememeleri Gaziantep’ten
alınabilecek özgün hediyelik eşyalardır.
Gaziantep baklavası, Antepfıstığı, tatlı sucuk ve pestil, kırmızı
biber ve baharatlar Gaziantep’te yapılacak alışverişlerde alınması
tavsiye edilir.
Alışveriş merkezleri şehrin en işlek merkezleri olan Mütercin Asım,
Gaziler, Suburcu, Kargöz ve Şıhcan caddeleri ile yeni yerleşim
alanlarının bulunduğu Değirmiçem ve Sarıgüllük bölgelerindedir.
Ayrıca Belediye Pasajı, Büyük Pasaj, Söylemez Pasajı, Halep Pasajı,
Suriye Pasajı ve Kurtuluş Pasajları alış veriş yapılabilecek
yerlerdir.
NEYİ YENİR
Gaziantep mutfağı seneler boyunca geleneklerinin ve yöresel damak
lezzetinin zenginliği ile ülkemiz ve dünya mutfakları arasında
ayrıcalıklı bir yere sahiptir. İçli köfte, çiğ köfte, ekşili ufak
köfte, malhıtalı (Mercimek) köfte, yoğurtlu ufak köfte ilde yapılan
özgün et yemekleri çeşitleridir.
Kebapları ile meşhur olan ilde kuşbaşı kebabı (tike Kebabı) kıyma
kebabı, patlıcan kebabı soğan kebabı, simit kebabı ve ciğer
(cırtlak) kebabı tadılmalıdır.
Yuvarlama, lahmacun, karışık dolma, maş çorbası, beyran şiveydiz,
yaprak sarması, çağla aşı kabaklama, börk aşı, doğrama, kaburga
dolması, alinazik, yoğurtlu patates, künefe, burmalı kadayıf ve
Antepfıstığı ezmesi bilinen diğer yerel yemek çeşitleridir.