<<
GERİ DÖN
Basur
Son bağırsakta bulunan siyah kan damarlarının genişleme, şişme ve
kanamalarına; halk arasında basur, tıp dilinde
hemoroid
denir. Başka bir hastalığın da belirtisi olabilir. Kabızlık,
hamilelik, şişmanlık, soğuk yerlerde fazla oturma, alkol alışkanlığı
ve son bağırsaklardaki bazı hastalıklar, basura neden olur. Basurlar
iç ve dış olmak üzere ikiye ayrılır. İç basur; makatın içinde
meydana gelen basurlara verilen isimdir. Dış basur; makatın dışında,
küçük, yuvarlak, eflatuni renkte tümörlerdir. Tedavide ilk şart,
kabızlığı gidermektir.
Kusmak
Midenin içindekilerini, elde olmayarak ağız yolu ile dışarı atmaya
kusmak, kusulan şeye de kusmuk denir. Kusmanın bir çok nedeni
vardır. Örneğin, zehirli, bozulmuş yiyecekler, içki, gastrit ve
ülser gibi mide hastalıkları, bazı besinlere karşı hassasiyet, bazı
ilaçlar, kanser, mide kanaması, mide fıtığı, sinirlenme, migren,
araç tutması, zehirlenme, kansızlık, sarılık, tiroid hastalıkları,
hamilelik ve çocuklarda kabakulak, bademcik veya bağırsak
hastalıkları sırasında kusma görülür. Tedavinin ilk şartı, kusmanın
nedenini belirlemektir. Tedavi nedene göre yapılır. Hasta kustuktan
sonra, sırt üstü yatırılır. Birşey yedirilmez. Bir bardak buzlu su,
yudum yudum içirilir.
Kürtaj
Küretajın kelime anlamı kazımaktır. Ama burada adı geçen Kürtaj halk
arasında, küçük hamileliklerde rahim içerisindeki ceninin tıbbi
müdahele ile alınması kastedilmektedir. Kürtaj ayrıca teşhis amaçlı
da yapılabilir. Yani rahim iç duvarından kazınarak vs.
Hamilelik
Belirtileri
Hamilelik (Gebelik) Belirtileri
Gebelik`in
teşhisi çok kere kolaydır. Ancak başlangıçta daha döl yatağı
küçükken bazen anlaşılması güç olabilir. Ancak ilerlemiş
hamilelik`lerin bile «ur» sanıldıkları hattâ bu «ur»un çıkarılması
için kadının ameliyat bile edildiği görülmüştür, ilerlemiş bir
Gebelik`in «ur» sanılması çok kere döl yatağında öteden beri bazı
habis olmayan urların varlığı bilinen kimselerde olmaktadır
Eğer bu kimse aynı zamanda çok şişmansa hekimin yanılma şansı
artabilir. Dikkatli bir hekimin şişman ve urlu bir döl yatağına
sahip bir kadında bile Gebelik`i teşhis edebilmesi gerekir.
Gebelik`in tespitinde faydalanılan belirtileri, «kesin
Gebelik belirtileri»
«kesin olmayan hamilelik belirtileri» ve «Gebelik ten ileri geldiği
sanılan belirtiler» diye bölümlere ayıranlar vardır.
A -
Hamilelik Kesin
Belirtileri
a) Fetus'un kalp sesinin duyulması ve sayılması. Hekim bu amaçla
özel bir dinleme aleti kullanır; Çok kere ancak 18-20. haftalarda
anlaşılabilir. Dakikada 120-140 defa attığından annenin nabzından
ayırdedilebilir.
b) Aktif fetus hareketlerinin muayene eden hekim tarafından tespiti;
Beşinci aydan sonra elin karın üstüne koyulması ile hissedilebilir.
c) Fetus iskeletinin röntgen filminde görülmesidir. Bu belirtilerden
herhangi birinin tespiti hamilelik teşhisini kesinlikle koydurur.
Ancak dördüncü aydan sonra görülür. Fetusu röntgen ışınına maruz
bırakmanın çocuğun gelişimini etkileyebileceği şüphesi mevcut
olduğundan çok mecbur kalmadıkça kadın-doğum uzmanları bu yola
başvurmazlar.
B -
Gebelik `in kesin
olmayan belirtileri:
a) Karnın büyümesi;
b) döl yatağının boyutlarının, şeklinin ve kıvamının değişmesi;
c) fetus'un içi sıvı dolu amniyon kesesinin sallanması sonucu
hissedilmesi;
d) serviksteki bazı değişiklikler;
e) zaman zaman döl yatağı kasıntıları;
f) fetus'un bölümlerinin ayırdedilmesi;
g) Gebelik testlerinin pozitif sonuç vermeleridir. Bu bulgular
hamilelik dışı nedenlerle de ortaya çıkabilir.
a) Karnın büyümesi: ilk hamilelik te, karın duvarındaki kaslar daha
dirençli olduğundan dölyatağının arkadan dayanması sonucu dışarı
doğru az göçeceklerinden ancak ilerlemiş Gebelik ler bu şekilde
farkedilebilir. ikinci ve sonraki Gebelik`lerde ise daha erken
aylarda bu bulgu ortaya çıkabilir. Karında büyüyen herhangi bir ur
da bu genişlemeğe yol açabilir.
b) Döl yatağındaki değişmeler: Döl yatağı zamanla büyür ve ancak
üçüncü aydan sonra mesanenin önünde bulunan «semfiz» kemiğinin
seviyesinden yukarı çıkar. Ayrıca, kadın-doğum uzmanı yaptığı
muayenede yaklaşık olarak altıncı hafta serviksi ve dölyatağının
korpus adı verilen kubbemsi bölümünü sert, ikisi arasında kalan
bölümü ise yumuşak olarak hisseder. Buna Hegar belirtisi adı
verilir. Bazı dölyatağı ve yumurtalık urlarının hekimleri
yanıltabileceği ve her rahim büyümesinin Gebelik anlamına
gelmeyeceği ortadadır.
c) Herhangi bir plastik torbaya su doldurulsa ve içine, özgül
ağırlığı bu suyun içinde dibe çökmeden ama tam olarak batmış bir
şekilde yüzmesine elverişli küçük bir cisim koysak ve bu torbayı
elimizde tutup sallasak yüzen cisim zaman zaman gelip torbayı tutan
ellerimize çarpacaktır. Kadın doğum uzmanı da bu şekilde dölyatağını
hafifçe oynatarak bazen içinde ki fetus'u hissedebilir. Karın
boşluğunda az miktar su toplanması ile bir arada görülebilen ufak
yumurtalık urlarında da bu belirti mevcut olabileceği için bu da
kesin olmayan belirtiler arasında sayılmaktadır.
d) Serviksteki değişiklikler: Hamilelik`in ikinci ayının başında
serviks yumuşar. Serviks bazı iltihabi durumlarda, doğum kontrolü
hapı kullananlarda da yumuşayabilir.
e) Hamilelik te döl yatağı zaman zaman herhangi bir. ağrıya yol
açmayan kasıntılar yapar. Hamilelik`in başlangıcında da
hissedilebilen bu kasıntılara BraxtonHicks kasıntıları adı verilir.
Dışarı akamadığı için içinde kan toplanmış olan dölyatakları bu
şekilde kasılabilir.
f) Hamilelik`in ikinci yarısında kadın-doğum uzmanı fetus'u. sertçe
bir baş ve gövde bölümleri olarak hissedebilir; bazı rahim urlarının
«fetus başı» zannedilerek yanlışlıklara yol açtıkları görülmüştür.
g) Hamilelik testleri; Seken adetin ilk gününden yaklaşık olarak 10
gün sonra doğru cevap vermeğe başlarlar. Zira genellikle çocuk
sonunun (plasentanın) salgıladığı koryonik gonadotrofin hormonunun
varlığını tespit esasına dayanmaktadırlar ve 1 litre idrar içinde
3.000 ünite gibi belli bir miktara ulaşmadan klasik hamilelik
testleri doğru cevap vermemektedirler. Bazı tip kanserlerde de gerek
erkekte gerekse kadında bu testlerin müspet sonuç verdikleri de bir
gerçektir.
C -
Hamilelik ten ileri
geldiği sanılan belirtiler:
Bunlar
a) adetin sekmesi,
b) göğüslerdeki değişiklikler;
c) genellikle sabahları hissedilen bulantılar;
d) fetus hareketlerinin anne tarafından hissedilmesi;
e) vajina'daki renk değişikliği;
f) gövdenin belirli yerlerinde, derideki koyulaşmalar;
g) idrar zorlukları;
h) yorgunluktan ibarettir.
a) Adetin sekmesi: Her kadında zaman zaman adetin bir kaç gün kadar
sekmesi olağandır. Ancak bu sekme 10 günü aşarsa hamilelikten
şüphelenilmelidir. Bazı kadınlarda hamilelik`e rağmen, çok az
miktarda vajina yolu ile kanama görülebileceği bilinir. Halk buna
«üstüne görme» adını vermektedir. Bu kanamanın hamilelik`in 40.
gününden önce görülmesinin, hamilelik ürününün dölyatağı zarı içine
yuvalanmasına bir tepki olduğu iddia edilmektedir. Adetin psikolojik
etkiler sonucu veya hormonsal düzensizliklere bağlı olarak da
kesilebileceği bilinmektedir.
b) Göğüslerdeki değişiklikler: Çok kere ilk hamilelik te daha çok
anlam ifade eder. ikinci ve sonraki hamilelik lerde göğüslerdeki
değişiklikler ilkinde olduğu kadar göze çarpıcı olmaz. Hamilelik`in
ilk ayında kadın, göğüslerinin sızladığından yakınır; ikinci ayından
sonra dokunmakla sertleşme ve meme ucunun etrafındaki koyu halenin
daha da koyulaşıp genişlediği, memenin boyutlarının büyümeğe
başladığı görülür. Bütün bu değişikliklerin bazı hormon salgılayan
yumurtalık urları varken de görülebileceği bilinmektedir.
c) Sabah bulantıları: Çok kere hamilelik`in ilk ayı sonuna doğru
ortaya çıkan bu durum genellikle altı-sekiz hafta sonra sona erer.
Daha önce başlayıp çok daha uzun süren bulantılara ve kusmalara da
rastlanabilir.
d) Hamilelik`in 18-20. haftalarından itibaren anne, çocuğun
hareketlerini hissettiğini ifade eder. Bazı bağırsak hareketlen anne
tarafından yanlışlıkla çocuk hareketleri olarak yorumlanabilir. Her
bulantı ve kusmanın hamilelik`ten ileri gelmediği bilinmektedir.
e) Döl yolu kan damarlarına gelen kan oranı çoğaldığından bu bölge
eskiye göre daha morumsu bir renk alır. Üreme organlarına gelen kan
miktarını çoğaltan diğer durumlarda da bu görülebilir.
f) Göğüslerin uçlarını çevreleyen hale, göbeğin altındaki normal
zamandaki belli-belirsiz olan deri çizgisi hamilelik`te koyulaşır.
Bazı kadınların elmacık kemikleri üstündeki ve alınlarındaki deride
de koyulaşmalar görülür ki buna «hamilelik maskesi» adı verilir. Bu
deri koyulaşmalarının hamilelik dışı durumlarda da görülebileceği
bilinmektedir.
g) Büyümekte olan dölyatağı, önünde bulunan mesaneye baskı yaparak
hamile kadında sık sık idrar etme ihtiyacının belirmesine yol
açabilir. Bazı idrar yolu iltihapları ya da bu şekilde basınca yol
açabilen bazı urlar da aynı hissi doğurabilirler.
h) Hamilelik sık sık nedeni bilinmeyen bir şekilde aşırı yorgunluğa
yol açmaktadır.