<<
GERİ DÖN
Libya
DEVLETİN ADI: Libya Arap Halk Sosyalist Cemâhiriyesi
BAŞŞEHRİ: Trablus NÜFUSU: 4.447.000
YÜZÖLÇÜMÜ: 1.759.540 km2
RESMİ DİLİ: Arapça DİNİ: İslâm
PARA BİRİMİ: Libya Dinarı
Afrika kıtasının, kuzeyinde Akdeniz kıyısında yer alan bir ülke.
32°-20° kuzey enlemleri ile 10°-25° doğu boylamları arasında kalır.
KuzeydeAkdeniz, doğuda Mısır, güneydoğuda Sudan güneyde Nijer ve Çad,
batıda ise Cezâyir ve Tunus’la çevrilidir.
Libya’nın bilinen ilk târihi, ülkede mevcut mağara, harâbe ve eski
eserler üzerinde yapılan araştırmalara göre, M.Ö. 400 yıllarında
yaşamış olan Berberîlerle başlar. Eski Yunanlılar Libya’nın en eski
yerlileri olarak bilinen Berberîlere, “Lebular” ve ülkeye de “Lebu”
diyorlardı. Zamanla bu kelime, “Libya” şeklinde söylenmiştir.
Berberîler, uzun müddet Fenikelilerin istilâsında kalmışlardır.
Libya, bundan sonra birçok milletlerin istilâsına uğradı ve pekçok
medeniyetlerin tesirinde kaldı. Libya’yı önce Kartacalılar, sonra
Romalılar idâreleri altına aldılar. Romalılar buraya “Afrika” adını
verdiler. Bu isim yıllar sonra bütün kıta için söylenir oldu. Libya,
bunlardan sonra 642 yılına kadar Vandallar ve Bizanslıların
istilâsında kaldı.
Mekke’de doğan İslâm güneşi, 642 yılında Libya’yı aydınlatarak,
Afrika karanlığını ve Bizans zulmünü ortadan kaldırdı. Emevî
orduları bölgeyi bunlardan temizleyerek, İslâm dîninin buralarda
yayılmasına sebeb oldu. Emevîlerden sonra kurulan Abbâsî Devletinin
meşhur halîfesi Hârûn Reşîd zamanında, Libya’ya “Ifrikiye” adı
verildi ve devlete bağlı vâlilerce idâre edildi. Uzun yıllar Abbâsi
hâkimiyetinde kaldıktan sonra, 910 yılında Fâtimîlerin işgâline
uğradı. Kısa bir müddet sonra, önce Eyyûbi Devletine daha sonra
Memlûklere bağlandı. Libya 1551 yılına kadar Memlûk sultanlarının
idâresi altında kaldı. Aynı yıllar, Osmânlı Devletinin Asya, Avrupa
ve Afrika’da fetihler yaparak zaferden zafere koştuğu yükselme
dönemidir.
Bir zamanlar İspanya ve Malta şövalyelerinin elinde inleyen Trablus,
1551 yılında, meşhur Kaptan-ı derya Turgut Reis tarafından
fethedilmiş ve Libya, Osmanlı Devletine bağlanmıştı. Libya, 400 yıl
Osmanlı adâleti ve idâresi altında huzur ve refah içinde yaşadı.
Osmanlı Devletine bağlı ayrı bir il idi. Osmanlı pâdişahının tâyin
ettiği vâlilerce idâre edilir ve her yıl devlete vergi verirdi.
Fakat Osmanlı Devletinin son zamanlarında iş başına geçen İttihat ve
Terakki Partisinin beceriksizlikleri, üç kıtaya yayılmış büyük
Osmanlı topraklarının elden çıkmasına sebep olduğu gibi, Libya da
aynı âkıbete uğradı. İttihat ve Terakkicilerin tecrübesiz ve
bilgisiz idâreleri sırasında Libya’ya gerekli önem verilmedi.
Dünyânın içinde bulunduğu siyâsî buhranlar Afrika’da da kendisini
göstermiş ve İtalyanlar, Libya’ya saldırmışlardır. Bundan sonra
Libya, diğer Afrika ülkeleri gibi Avrupalı milletlerin mücâdele
alanı olmuştur. Nihâyet 1911 yılında Ouchy Antlaşması ile ülke,
İtalyanların eline geçti. Bu târihten îtibâren 1951 yılına kadar
devâm eden kargaşalıklar dönemine girdi.
Libya’daki mevcut azınlıkların liderleri olan Ahmed eş-Şerîf,
M.İdris ve M.İbn Ali el-Sanûsi gibi emirler, Avrupalılara karşı
isyânları başlattılar. Ülke içinde İtalyanlarla şiddetli çarpışmalar
oldu. İtalyanlar birçok katliamlar yaptılar. Nihâyet müttefiklerin
yardımı ile 1951 yılında yabancıların idaresi son bularak Libya
Krallığı kuruldu. 1953 yılında Arap Birliğine ve 1955 yılında da
BM’ye üye oldu. Libya, 1963 yılında on yönetim bölgesine ayrıldı.
Krallık, 1969’da meşrûti krallık hâline getirildi. Fakat çok
geçmeden iki yıl sonra ordu içindeki genç subaylar grubu ihtilal
hazırlığına girdiler. O sıralarda Türkiye’yi ziyâret etmekte olan
Kral İdris devrildi. İhtilâl sırasında yüzbaşı rütbesiyle Silahlı
Kuvvetler Komutanı olan Kaddâfi, ihtilâlden sonra, önce başbakan ve
sonra da devlet başkanı oldu. Muammer Kaddâfi, ülke yönetimini ele
geçirdikten sonra “ihtilâl lideri” olarak Libya’yı yeni bir düzen
içine soktu. Arab-İsrâil Harbi netîcesi parçalanan Arab Birliği
yerine Mısır ve onun yanında yer alan Arap ülkelerine karşı, Red
Cephesini kurdu. Rusya ile yakın ilişkiler içerisine girerek
politikasını Moskova’ya paralel bir tarzda yürüttü. Kendisinin
yazdığı ve sosyalist fikirlerini ihtivâ eden Yeşil Kitab
istikâmetinde bir Arap Birliği düşüncesine kapıldı. Mısır ile
birleşme çabası boşa çıkınca Sûriye ile birleşme kararı aldı.
1980’de, bir uranyum kaynağı olan Çad ile resmî olarak birleşti. Son
olarak Tunus ile birleşmeye teşebbüs edildiyse de, Mısır birleşmesi
gibi başarısızlığa uğradı ve birçok karışıklıklar ortaya çıktı.
Libya’daki ABD ve İngiltere’ye âit üsler kapatıldı. ABD ile
karşılıklı ticarî misillemelerin ve Akdeniz’deki askerî
sürtüşmelerin arkasından ABD uçakları Trablusgarb ve Bingazi’yi
bombaladı. Bu saldırı Kaddâfi’nin ülke içindeki yerini yeniden
güçlendirdi (1986). Libya’nın Mısır, Uganda ve Çad’ın içişlerine
karışmaya kalkışması üzerine, bu ülkelerde birçok silahlı çatışma
meydana geldi. Çad’a gönderilen Libya kuvvetleri mağlup olarak geri
döndü. Kaddâfi, Castro politikasını Afrika kıtasında benzeri bir
şekilde tatbik ederek Libya’daki birçok müesseseleri devletleştirmiş
ve hür dünyâ ülkeleri ile olan ilişkilerini gerginleştirmiştir.
1986’dan îtibâren Amerika’nın Petrol ve havacılık sektörlerine
uyguladığı ambargo, büyük ekonomik sıkıntıya yol açtı. 1990 yılında
Kaddafi,
Amerika ile ilişkilerini geliştirmeye başladı.
Fizikî Yapı
Yüzölçümü 1.759.540 km2ye ulaşmaktadır. Toprak bakımından Afrika’nın
dördüncü büyük ülkesidir. Bu geniş toprakların hemen hemen % 95’i
çöl veya kurak arâzidir. Kuzeyde Akdeniz ve güneyde Ekvator Afrikası
arasında bir kum denizine benzeyen Büyük Sahra Çölünün, yaklaşık
1300 km uzunluğundaki büyük bir bölümü, Libya topraklarının tamâmına
yakın kısmını meydana getirir.
Libya’nın, Tunus ve Mısır arasında bulunan Akdeniz kıyılarının
uzunluğu, yaklaşık 1912 km’dir. Kıyıdan îtibâren gittikçe yükselen
Libya toprakları, umûmiyetle yüksek yayla görünümünde olup, başlıca
üç büyük bölgeye ayrılır; Bunlar Fizan, Trablus ve Sirenaik
bölgeleridir.
Akdenize bir kavis şeklinde girmiş olan Sirenaik bölgesi, düz
girintisiz çıkıntısız olan kıyılardan îtibâren yükselmeye başlar.
Kıyıya paralel uzanan Yeşil Dağı (Cebel-ül-Ahdar) buradaki mevcut
yaylanın en yüksek yeri olup, yaklaşık 880 m yüksekliğindedir.
Kuzeydoğudaki bu yüksek yayla, güneydeLibya Çölüne doğru alçalmaya
başlar.
Sidra Körfezinin batısında yeralan ve ortalama 650 m yüksekliğinde
olan Trablus bölgesi, irili ufaklı vahalara sâhip olup, verimli
topraklarla kaplıdır. Bu bölgenin en yüksek yeri olan Nefusa Dağı,
bölgeyi kuzey rüzgârlarına karşı örter.
Libya topraklarının büyük bir bölümünü meydana getiren ve Kuzey
Afrika’yı hemen hemen kaplamış olan Büyük Sahra Çölü ıssızdır. Sahra
Çölünde iklim de çok farklılık gösterir. Bâzı yerlerine on yıl
boyunca hiç yağmur yağmaz.
İklim
Libya iklimi yükseklik ve denize yakınlık bakımından çeşitlilik arz
eder. Fakat genel olarak ülke, çöl ikliminin tesiri altındadır.
Yazları oldukça sıcak ve kurak, kışları çoğunlukla ılık ve az
yağışlı geçer. Bu yağışlar, birkaç haftayı bulmaz. Bahar aylarında
güneyden esen Ghibli rüzgârı, Sahranın kavurucu sıcaklığını kuzeye
doğru taşır.
Kıyı bölgelerde Akdeniz iklimi ve kıyıya yakın ve paralel uzanan
yaylalarda yüksek ova iklimi hüküm sürer. Libya’da genel olarak
yıllık sıcaklık ortalaması kışın 15°C ve yazın 38°C civârındadır.
Bugüne kadar en fazla (rekor seviyede) sıcaklık, 1922 yılında
Aziziye bölgesinde 58°C olmuştur. Yıllık yağış ortalaması Trablus’ta
400 mm, Sirenaik’de 500 mm’dir.
Kuzey yükseltiler, çoğunlukla üzüm bağları ve meyve bahçeleri ile
kaplı iken, güney bölgelerde koruluklar bodur çalılar ve otlara
rastlanır. Daha güneyde ise bu bitki örtüsü de bulunmaz ve kavurucu
sıcaklığın getirdiği yarı yarıya çatlamış çöl toprakları mevcuttur.
Trablus bölgesi, tarım ürünleri bakımından en fazla verimin alındığı
vahalara sâhiptir. Kıyı ile Nefusa Dağı arasında yer alan Gefera
Ovası umûmiyetle ağaçlık bölge olup, verimli topraklara sâhiptir.
Çöllerin bol olduğu Fizan bölgesinde ise yer yer görülen vahalar
sâdece hurma ağacı yetiştirilmesine imkân verir.
Tabiî Kaynaklar
Libya, yer îtibâriyle Akdeniz kıyısına yakın olmakla berâber, Afrika
kıtasının özelliklerini üzerinde taşıyan bir ülkedir. Kıyı bölgeleri
hâriç, ülkenin % 95’i çöl veya kurak topraklardan meydana gelir.
Büyük SahraÇölünün ülkeye çok tesiri vardır. Çölün % 20’lik bölümü
saf kumdur, diğer bölgeleri ve özellikle Libya topraklarında kalan
kısımları, çıplak iri kayalıklardan meydana gelmiştir.
Trablus ve Sirenaik bölgelerinde yer yer yeşil sahalar mevcutsa da,
güneydeFizan bölgesinde vahaların bulunduğu bölgeler hâriç, sâdece
çölün kurak ve yarı çatlak toprakları yer alır. Vahalar civârındaki
ağaçlıklar dışında ülkenin önemli bir orman zenginliği yoktur.
Kıyı bölgeler nisbeten sulak olup, Akdeniz ikliminin tesirinde kalan
muhitlerde zeytinliklere ve ardıç, zakkum gibi nâdiren yetişen ağaç
topluluklarına rastlanır. Mâden bakımından fazla zengin olmayan
Libya’nın en önemli gelir kaynağı, petroldür. Mevcut petrol
yatakları ülke ihtiyacını karşıladığı gibi önemli ihraç kaynağı
durumundadır.
Nüfus ve Sosyal
Hayat
Libya nüfûsu 4.447.000 olup, bunun büyük çoğunluğu kuzeybatı bölgesi
ve özellikle Trablus civârında yaşamaktadır. Ülke topraklarının çok
geniş olması ve ayrıca büyük bir bölümünün hayat şartları için
müsâit olmaması sebebiyle nüfus yoğunluğu çok düşük olup, ancak
kilometrekareye bir veya iki kişi düşmektedir. Bu rakam Trablus
bölgesinde biraz artarak beş kişiye ulaşır.
Nüfûsun büyük bir bölümü Arap veya Araplaşmış Berberîlerden meydana
gelir. Trablus, Bingâzi, Derne, Zuara, Homs, Misurata ve Beyda
nüfûsun en kalabalık olduğu başlıca büyük şehirlerdir. Şehirlerden
başka, ülkenin özellikle batı kesiminde yer alan vahalardaki
insanlar, dâimâ çölün getirdiği birtakım zorluklarla karşı
karşıyadırlar. Bunlardan iç bölgelerde bulunan Sebha, Murzuh, Cufra,
Derg ve Gadames vahaları nisbeten kalabalıktır. Buradaki insanlar
çoğunlukla sepet örme, deve yetiştiriciliği ve deri dabağlamacılığı
işleriyle uğraşırlar. Nüfûsun sâdece % 5’i hemen hemen tamâmen çöl
olan Fizan bölgesinde yaşar.
Resmî dil Arapça olup, halkın tamâmı tarafından konuşulur. Ayrıca
Berberîce, Tebuca ve Sudanî dillerine de çok az olmak üzere
rastlanmaktadır.
Libya halkının çoğunluğu Sünnîdir. Pek az olmakla birlikte
Vehhâbilik ve mezhepsizlik de taraftar bulmuştur.
Libya’da eğitim ve öğretim seviyesi düşük olup, halkın yaklaşık %
50’si okur-yazardır. 1940-1943 yılları arasında ülkedeki bütün
okullar İtalyanlarca kapatılmıştı. Daha sonra yavaş yavaş okullar
açılmaya başlandı ve dışardan öğretmenler getirildi. Devlet, ülkenin
en önemli gelir kaynağı olan petrol kârlarını bu alanda harcamaya
hız verdi. 1956 yılında ilk üniversite (Libya Üniversitesi) açıldı.
1960 yılından sonra okulların sayısı artırıldı. 6-12 yaş grubuna
öğretim mecbûriyeti getirildi. Berda’daki İslâm Üniversitesi,
ülkenin ikinci büyük üniversitesidir. Ayrıca ülkede tarım
endüstrileri, teknik ve meslek okulları mevcuttur. Devlet
okullarında ihtilâlden sonra eğitim ve öğretim, sosyalist felsefe
esaslarına göre yürütülmektedir. Libya’da basın ve yayın, devlet
kontrolündedir. Günlük olarak yayın yapan 7 özel gazete
devletleştirilmiştir. Sağlık hizmetleri de devlet kontrolündedir.
Libya, uzun yıllar Osmanlı idâresi ve Türk-İslâm kültürü altında
kalmıştır. Bundan başka Birinci Dünyâ Harbinin cereyan ettiği
cephelerden biridir. Dolayısıyla târihî mîrası, Libya’ya turizm
açısından önemli bir gelir kaynağı teşkil etmektedir.
Siyâsî Hayat
Önceleri meşrûtî krallıkla yönetilmiş olan Libya, 1960 ihtilâlinden
sonra cumhûriyet rejimine dönmüştür. Her ne kadar hâlihazır idâre
şekli İslâm cumhûriyeti ise de, bütün güç “İhtilâl Konseyi”nin ve
onun ihtilal lideri Muammer Kaddâfi’nin elindedir. Bir yandan
sosyalizm prensiplerini uygulayarak, diğer yandan da mevcut Müslüman
potansiyeli kullanarak, Arap dünyâsının ve İslâm câmiasının lideri
olma arzusunda olduğu için, idârî tarzı birtakım tezatlar arz eder.
Libya’nın, askerî cunta idâresinde, bir devlet başkanı, bir
başbakanı ve bakanlar kurulu mevcuttur. Devlet başkanı Kaddâfi, aynı
zamanda İhtilâl Komuta Konseyi Başkanıdır. Ülkeyi her bakımdan
kontrolünde bulunduran İhtilâl Komuta Konseyi, başbakan ve bakanlar
kurulunu tâyin etmektedir. Bu tâyinler devlet başkanınca
onaylanmaktadır.
Libya, 10.9.1980 târihinde, Suriye ile birleştiğini açıklamıştı.
Ortak bir hükûmet ve ortak bir devrim kongresinin kurulacağına dâir
bildiri yayınlandı. Fakat bu birleşme fiilen gerçekleşmedi. Aynı
olay Mısır ile de tekrarlanmış ve bir netîce alınamadığı gibi aksine
ülkeleri birbiriyle çatışma safhasına getirecek derecede, dostluk
münâsebetleri bozulmuştu.
İdârî olarak on ayrı bölgeye ayrılmış olan Libya, askerî kontrol
altında merkezî bir cumhûriyet olup, 1969’dan bu yana “sosyalizm” ve
“üçüncü evrensel teori” fikirleriyle dolu Yeşil Kitap istikâmetinde
yönetilmektedir. Libya’nın yeni adı “Libya Arap Halk Sosyalist
Cemâhiriyesi” olarak değiştirilmiş ve “hükûmet ve devlet”yerine
“Büyük Halk Kongresi” kurulmuştur. Buna göre Halk Kongresinin beş
kişilik “Sekreterya”sının birinci sekreteri, Devlet Başkanıdır.
Kaddâfi, tıpkı Castro gibi Moskova taraftarı bir politika tâkip
etmiş, yeni bir fikir sistemi kurma çabasına girmiştir. Uyguladığı
bu politika, Libya’yı komşuları, diğer Afrika ülkeleri ve hür dünyâ
ülkeleri ile çeşitli sürtüşmelere getirmiştir. Bir İslâm Cumhûriyeti
olmak iddiasını taşımasına rağmen, devlet idâresinde İslâm dîninin
temel esaslarını reddederek, İslâmla ilgisini sâdece isim
seviyesinde tutmuştur.
Ekonomi
Önceleri son derece bozuk olan ekonomik denge, petrol yataklarının
bulunması sâyesinde normale döndü. Bugünkü durum îtibâri ile
ekonominin yardımcı unsurlarını tarım ve hayvancılık teşkil ediyorsa
da, asıl ana gelir, petrol ve petrol ürünlerindendir. Son yıllardaki
petrol ihrâcatının önemli ölçüde artışı, Libya’yı dünyâya tanıtmış
ve dünyâda petrol ihrâç eden ülkelerin altıncısı durumuna
getirmiştir. Petrolden başka diğer önemli gelir kaynağı tabiî
gazdır. Fakat bundan elde edilen gelir, petrol, gelirinin ancak
yarısına ulaşabilmektedir. Libya’nın yılda 120.000.000 ton olan
petrol üretimi ve yan ürünleri, ona Avrupa’daki iş hayâtına katılma
fırsatı vermiştir. Meselâ Libya Arap Bankası, İtalyan Fiat
Şirketinin en büyük hissedarlarından biri durumuna gelmiştir. Fakat
bütün bunlara rağmen Libya dış borçlardan kurtulamamıştır. Dış
borçların yanısıra Libya’nın politik açıdan yaptığı aşırı masraflar
ve ABD ile İngiltere’ye olan gerginliği, ekonomisini tehdit
etmektedir. İngiltere’yi bölgeden uzak tutabilmek için Malta’ya
yaptığı askerî ve mâlî yardımlar, siyâsî rejimini yerleştirmek
maksadıyla Çad ve Sudan’a yaptığı müdâhaleler ekonomisini önemli
ölçüde sarsmıştır.
Libya’nın dış ticâretinin % 98’ini petrol, petrol ürünleri ve tabiî
gaz meydana getirir. Ayrıca deri ve post, yerfıstığı, zeytinyağı,
hurma, tütün, selüloz, bâdem ve çeşitli cins meyveler ve
turunçgiller, diğer ihrâcat ürünleridir.
Balıkçılık diğer bir gelir kaynağı olup, özellikle ton balığı
avlanır. Hayvancılık deve, sığır, merkep, at, koyun ve keçi
yetiştirmekten ibâret olup et, deri, yün ihrâcatı açısından önemli
bir gelir kaynağıdır.
El sanatları ve dokuma endüstrisi yanısıra sigara, deri ve
zeytinyağı sanâyi kolları ve inşâat sektörü gelişmiştir. Özellikle
inşâat yapımı için dış ülkelerden işçi ve mühendis gelmektedir. Bu
bakımdan Türkiye ile sıkı bir ekonomik bağ kurulmuştur. Libya,
Türkiye’den başka Mısır, ABD, İngiltere ve Fransa ile ticârî
münâsebetler kurmuş durumdadır.
Trablus, Bingâzi, Sebha’daki modern havaalanları Libya’yı dünyânın
mühim merkezlerine bağlar. Yurtiçi ulaşımını küçük jet uçakları
(tayyareleri) sağlar. Havayolu ulaşımı, ülkenin büyük şehirlerini ve
petrol merkezlerini birbirine bağlar ve en müsâit ulaşım
vâsıtasıdır. 1964’ten îtibâren karayolu sistemine ağırlık verilmeye
başlandı. Ülkedeki karayolu uzunluğu 19.300 km’ye ulaşmış olup,
yarısından fazlası asfalt kaplanmıştır. Ülkede hiç demiryolu yoktur.