<<
GERİ DÖN
Mısır
Mısır adı dünya literatüründe iki ana isimle anılmaktadır. Eski
Mısır dilinde bu ülkenin adı olan Kemet'ten türeyen Kopt/ El-Kopt
ile bu ülkeye İbranilerin verdiği Mizraim sözcüğünden türeyen
Mısr'dır. Mısır adı, Hitit kaynaklarında Miziri şeklinde
geçmektedir. Avrupa dillerine ise El-Kopt türevinden geçmiştir.
Türkçe'deki tahıl anlamındaki mısırsözcüğünün aslı Mısır buğdayı
iken zamanla buğday sözcüğü kullanımdan düşmüş ve ülke adını ifade
eden Mısır'la eşsesli hale gelmiştir.
Mısır, Kuzeydoğu Afrika'da yer alan, Kuzeyden Akdeniz ve doğudan
Kızıldeniz'le kuşatılmış ve Sina Yarımadası ile Asya kıtasına da
taşan ülke.
Dünyanın zengin bir maziye sahip olan ülkelerinden biri de
Mısır'dır. Mısır, tarih boyunca birçok medeniyetin beşiği olmuştur.
Arkeolojik kazılardan çıkarılan neticelere göre, bilinen ilk tarihi
M.Ö. 5000 yıllarında kurulmuş olan, Aşağı ve Yukarı Mısır
Krallıkları ile başlar. Bunlardan en eskisi Firavunlar
dönemidir.Bugüne kadar sır olarak kalan ve dünyanın yedi harikası
arasında birincisi olan piramitler, bunların zamanlarında
yaptırılmıştır. Piramitlerin inşasında kullanılan ve bazıları 15
tona ulaşabilen dev taş blokların taşınması, hesaplarının 'pi'
sayısına uygun olması ve en ücra yerlerinin aydınlatılması gibi
sırlar halen çözülememiştir. Ayrıca teşekkülleri ayrı bir muamma
olan ve rüzgarlar tesiriyle çeşitli hayvan şekillerini alan
sfenksler de, bugün hayretleri üzerlerine çekmektedirler. Bunu Menes
Hanedanlığı ve arkasından Pers hakimiyeti takip eder. Perslerin,
Kiyaniyan şahlarının sonuncusu olan Dara; Erbil'de mağlup olunca
Mısır, Makedonya Kralı Filip'in oğlu İskender'in eline geçti.
İskenderiye şehrini kurdu. Elde ettiği zaferleriyle ahlakı bozuldu.
Sonunda işret ve sefahetle öldü. Bundan sonra Mısır, 640 yılına
kadar Roma ve Bizans hakimiyetinde kaldı.
Bu tarihte hazret-i Ömer, Eshab-ı kiramdan Amr ibni Âs komutasındaki
bir orduyu Mısır'ın fethine gönderdi. Mısır feth edilerek burada El-Fustat
(Eski Kahire) garnizonu kuruldu. Bu tarihlerde bütün Mısır halkı
İslamiyetle şereflendi.
Halife hazret-i Muaviye zamanında Arapça, halkın dili haline geldi.
Din ve dil beraberliği sağlanmış olan Mısır, Abbasiler döneminde
refah ve huzur bakımından altın bir devir yaşadı. Abbasilerden sonra
1171 tarihine kadar Fatımilerin elinde kaldı. Bu tarihte Selahaddin
Eyyubi tarafından fethedildi. Eyyubilerden sonra 16. yüzyıla kadar
Mısır, Türk asıllı Memlük Sultanlarınca idare edildi. Memlukler
zamanında idari, askeri, iktisadi ve daha birçok alanda yenilikler
yapıldı. Mısır tüccarları, ülkenin stratejik ve iktisadi mevkiinin
verdiği avantajlardan geniş çapta faydalanarak Çin-Avrupa arası
ticareti ellerine geçirdiler.
Aynı tarihlerde Osmanlı Devleti yükselme devrini yaşamaktaydı.
Padişah Yavuz Sultan Selim Han, 1516'da Mısır Seferine çıktı. Önce
Mercidabık Ovasında Memlükleri kesin bir şekilde mağlup etti. Sina
Çölünü 13 günde zayiat vermeden geçti. Arkasından Ridaniye'de
Memlükleri tekrar yenerek Mısır'ı Osmanlı topraklarına kattı.
Böylece Osmanlı Devleti üç büyük kıtada topraklara sahip olmuş ve
buralarda İslamiyetin yayılmasına ve kuvvetlenmesine hizmet
etmiştir.
İngiltere'nin Hindistan yolunu kapatmak maksadıyla Fransa İmparatoru
Napolyon Bonoparte, 1798'de Mısır'ı işgal etti. Fakat Akka Kalesinde
Cezzar Ahmed Paşa tarafından hezimete uğratıldı. Bunun üzerine
Fransızlar geri çekildiler. Bu arada Kavalalı Mehmed Ali Paşa,
Mısır'a yardım için gönderildi. Fransızlar yenilerek, 1801'de
tamamen çekildi. Mehmed Ali Paşa ise Mısır'da kalarak vali oldu.
Batı ülkelerinden teknik malzeme ve uzman personel getirtti. Birçok
medrese ve okullar açarak Mısır'ın en güçlü lideri oldu. Kurduğu
Mısır donanmasını 1827 Osmanlı-Yunan Savaşında yardım için gönderdi.
Ayrıca tarımın gelişmesi için kanallar açtırdı ve Mısır ekonomisini
zenginleştirdi. Kavalalı Mehmed Ali Paşa dinine bağlı iyi bir
insandı. Bundan sonra Mısır bozuldu. Yerine büyük oğlu ve Cidde
Valisi olan İbrahim Paşa geçti. İbrahim Paşa, Sultan Mahmud Hanın
emriyle Vehhabilerle harp ederek başşehirleri Der'iyye'yi aldı.
Sonra Mora İsyanını bastırdı. Bu arada Sultan İkinci Mahmud Hana
isyan ederek Kütahya'ya kadar geldi. Suriye, Adana ve Mısır ona
verildi. Halifeden, müstakil vali demek olan (Hidiv) ünvanını aldı.
İkinci defa isyan ettiyse de İngiltere işe karıştı ve Suriye tekrar
Osmanlılarda kaldı. 1848'de vefatından sonra yerine Birinci Abbas,
bundan sonra da 1854'te İbrahim Paşanın oğlu Said Paşa hidiv oldu.
Said Paşa, Süveyş Kanalını ve Port Said şehrini yaptırdı. Bunun
ölümünden sonra kardeşiİsmail Paşa hidiv oldu. Bunun 1879'da azl
edilmesi üzerine, oğlu Tevfik Paşa yerine geçti. İngilizler bunun
zamanında Mısır idaresine karıştı.
Bu yıllarda Cemaleddin-i Efgani'nin reisliğini yaptığı Kahire Mason
Locası üyeleri, İngilizlerle işbirliği halinde faaliyette
bulunuyordu. Din adamı olarak tanıtılan Abduh da bunların
aralarındaydı. Ekonomik ve askeri açıdan iyice zayıflamış olan
Mısır, böylece 1882'de İngilizlerce işgal edildi.
İngilizler, meşhur casus yüzbaşı Lavrens kanalıyla halk arasında
bölücü fitneler çıkartarak başta Mısır, Ürdün, Irak ve Suudi
Arabistan'ı karıştırdılar. İttihatçıların basiretsiz ve kararsız
siyasetleri bu gelişmeleri önleyemedi ve bu ülkelerin yavaş yavaş
Osmanlı Devletinden ayrılmasına sebep oldu. Böylece İngiliz
kontrolüne geçen Mısır'da Tevfik Paşadan sonra sırayla Abbas Hilmi
Paşa, Hüseyin Kamil Paşa ve Ahmed Fuad Paşalar başa geçti. Fuad
Paşa, Osmanlılardan tamamen ayrılarak melik adını aldı. 1936'da
ölümü üzerine oğlu Faruk, melik oldu. İkinci Dünya Harbi esnasında
Alman ve İtalyan birlikleri Mısır'a saldırmışlardı. Mısır, 1945'e
kadar harbe katılmadı. Bu tarihte Japonya ve Almanya'ya karşı harp
ilan etti. Aynı yıl bağımsızlığını da elde ederek BM'e üye oldu.
İç isyanlar, dış borçlar, kanal problemi ve çeşitli harbler Mısır'a
ağır külfetler getirmişti. Bu yüzden 1952 yılında askeri ihtilal
oldu ve Melik Faruk yurt dışına çıkarıldı. Ertesi yıl cumhuriyet
ilan edildi ve general Necib Cumhurbaşkanı oldu. 1956'da Sudan,
Mısır'dan ayrıldı. Askeri ihtilal, genç subaylar tarafından
yapılmıştı. Bunların içinde bulunan Cemal Abduh Nasır, ordu içinde
durumu en güçlü olanıydı. İki sene sonra Cumhurbaşkanı Necib'in
askeri idareye son vermek istemesi üzerine, zaten farklı fikirler
taşıyan Nasır, Necib'i tutuklatarak Mısır'ı ele geçirdi.
Nasır, uyguladığı politika ile sosyalizmi Mısır'a getirdi. Mısır'ı
batı dünyasından kopararak Rusya'nın kucağına düşürdü. Rus askeri ve
teknik yadımlarına kapılarını açtı. Çeşitli sebeplerle yaklaşık 60
bin Müslümanı zindanlara attırdı. Bir çok kuruluşları
devletleştirdi. Zehirli fikirlerini diğer Arap ülkelerine de
bulaştırdı. 1958-61 yılları arasında Suriye ile birleşme faaliyetine
girdiyse de, Suriye, 1961 yılında bundan vazgeçti. Bu arada
İsrail'le anlaşmazlıklar başladı. Zamanla Mısır-İsrail münasebetleri
gerginleşti. Nasır, Süveyş Kanalını millileştirince, İngiltere,
Fransa ve İsrail, Mısır'a saldırmış, fakat ABD ve Rusya'nın ikazları
ile saldırı durmuştu. İsrail sınırına ve Akabe Körfezine BM gücü
yerleştirilmişti. Nasır, 1967'de bu kuvvetleri geri çektirdi. Kanalı
İsrail gemilerine kapattı. Bunun üzerine İsrail, Mısır'a taarruz
ederek, Mısır Hava Kuvvetlerini imha etti. Altı gün süren
muharebelerden sonra İsrail, Sina bölgesini işgal etti.
1970'te Nasır ölünce yerine Enver Sedat geçti. Mısır, 1973'te
İsrail'e taarruz etti. 1975 ve 1977 müzakereleri sonunda Camp David
zirvesi gerçekleşti. Buna göre, İsrail, Sina'dan çekilirken Mısır,
Kanalı İsrail gemilerine açmayı kabul etti.
Sedat döneminde Mısır, Rus tesirinden ve sosyalizmden ayrıldı.
İsrail'le barış yaparak, ABD'ye yanaştı. Nasır politikasının
tersine, Mısır'ı liberal ve hür dünya sistemine getirdi, fakat Arap
dünyasındaki liderliği sarsıldı ve ordu desteği zayıfladı. Nihayet
Sedat 6 Ocak 1981'de bir suikast neticesi öldürüldü. Yerine eski
Hava Kuvvetleri Komutanı Hüsnü Mübarek başkan oldu. Ocak 1991 Körfez
harekatında müttefik kuvvetler yanında yer alan Hüsnü Mübarek dış
borçlardan kurtulmak için çeşitli çarelere baş vurmaktadır.
Fiziki Yapı
Kuzeydoğu Afrika'da yer alıp, Sina Yarımadası ile Asya'ya bağlanan
Mısır'ın kuzeydoğusunda İsrail, doğusunda Kızıldeniz ve Suudi
Arabistan, güneyinde Sudan, batısında Libya ve Akdeniz bulunur.
Kuzeyi ve doğusu deniz, güneyi ve batısı çöl olan, şekil itibariyle
kareyi andıran Mısır, 23° kuzey ve 31° kuzey enlemleriyle 25° doğu
ve 35° doğu boylamları arasında yer alır. Stratejik mevki itibarıyle
Asya, Avrupa ve Afrika arasında kilit bir noktadadır.
Afrika'nın ve Mısır'ın can damarı Nil Nehri, ülkeyi dört bölgeye
ayırır: Nil Nehri havzası, Sina Yarımadası, Doğu (Arap) Çölü, batı
ve güney çöller bölgeleri.
Nil Nehri, başlangıcı Victoria Gölü olmak üzere 6390 km
uzunluğundadır. Eğer bu göle dökülen Kagera Nehrinin kaynağı
başlangıç kabul edilirse, 6671 km olur. Buna göre dünya nehirleri
arasında, kolları hesaba katılmaksızın, en uzun olanıdır. Nil,
Bahrelgazal ve Mavi Nil ile birleştikten sonra 250 m'lik çavlanlarla
Mısır topraklarına girer. Mısır'ı boydan boya geçerek Kahire'de
kollar ayrılıp, geniş bir delta yaparak Akdeniz'e ulaşır. Uzunluğu
500 km olan, 5000 km2lik, Nasır Gölünden çıktıktan sonra genişliği
500 m olan Nil Nehrinin Kahire yakınlarına ulaştığındaki genişliği 2
km civarındadır. Burada biri Süveyş Kanalına birleşen bir başka
kanal olmak üzere iki ana kola ayrılır. Ortalama 3 km genişliğinde
olup, bazı yerlerde 23 km'ye ulaşabilen Nil Nehrinin Reşit ve
Damietta adlı bu iki büyük kolu arasındaki delta, en geniş yeri 250
km ve uzunluğu 160 km olan bir bölgedir. Sanki Mısır bu bölgededir.
Mısır'ın can damarı, hayat kaynağı olan Nil, meydana getirdiği
yemyeşil ve verimli havzasıyla, çoğunluğunu sarı çölün teşkil ettiği
1.001.449 km2lik muazzam toprakları ıssız bıraktırmış ve Mısır'ı
36.000 km2ye sıkıştırmıştır.
Nil'in batısı, Libya sınırına kadar, 10.000.000 km2lik Büyük
Sahra'nın uzantısı Libya Çölünün devamı olan batı ve güney çölleri,
ülkenin dörtte üçüdür. Yüzölçümü 673.000 km2lik çöl yaylasının
ortalama yüksekliği, güney batıdaki 2000 metre yükseklikteki kayalık
engebeli arazi hariç 250 m civarındadır. Kızıldeniz kıyısındaki Doğu
(Arap) Gölü ise nisbeten dağlık olup, en yüksek yeri 2100 m'ye
ulaşır, kuzeyde Akdeniz, güneyde Kızıldeniz, batıda Süveyş Kanalı ve
Körfezi doğuda da Gazze şeridi, Arap Körfezi ve İsrail'le çevrili,
ucu güneye bakan üçgen şeklindeki Sina Yarımadası, Doğu Gölü bölgesi
gibi sivri tepelerle kaplı bir yayladır. Bu yüksek araziler,
Asya-Afrika bağlantılarını meydana getiren birçok boğaz ve
geçitlerle doludur. Mısır'ın en yüksek tepeleri olan Sina Dağı 2641
m ve El Thbet Dağı 2439 m'dir.
Mısır'ın yaklaşık 1000 m uzunluğundaki Akdeniz kıyıları, genel
olarak dik ve girintisiz çıkıntısızdır. Nil Nehrinin meydana
getirdiği delta ağzı ise kısmen düzdür. Kızıldeniz kıyıları 1800
km'dir. Bazı yerleri alçak ve kumluk, bazı yerleriyse oldukça
yüksektir. Mevcut mercan kayalıkları ulaşımı aksatır. 1869'da kesin
olarak açılmış Süveyş Kanalı ile Akdeniz ve Kızıldeniz
birleştirilmiş ve Hindistan'a giden deniz yolu kısalmıştır.
İklim
Mısır, sıcak ve kurak bir iklime sahiptir. Yaz ve kış olmak üzere
iki mevsim hüküm sürer. Kış ayları sert olmayıp, oldukça yumuşaktır.
Akdeniz kıyılarında yıllık yaklaşık 200 mm civarındaki yağışlardan
başka, yağış pek görülmez. Güney bölgelerde yaz günleri 43°C'ye
kadar ulaşabilen sıcaklık, kış aylarında 15°C civarına düşer.
Mısır'ın gece-gündüz arasındaki sıcaklık farkı ise yüksektir. Mesela
çöl bölgesinde gündüz 37°C olan sıcaklık, gece 15°C'ye kadar
düşebilmektedir. Ülkeyi etkileyen kuzey rüzgarlarından başka Nisan
ve Mayıs aylarında ortaya çıkan 'hamsin' rüzgarı, kum fırtınalarına
sebep olur. Bu kavurucu rüzgar, ülkenin % 80'ini kaplayan Batı
Sahrası'nın uzantısı olan batı ve güney çöllerinden doğuya doğru
eser.
Tabii Kaynakları
Mısır'ın kurak ve sıcak iklimi, ormanlık alanlarının olmasına ve
bitki örtüsünün zenginleşmesine mani olmuştur. Kıyı bölgeleri de,
Nil kıyıları ve havzasıyla çöllerde bulunan vaha ve kuyular
çevresinde bitki örtüsü yemyeşil ve verimlidir. Diğer bölgelerdeyse
çoğunlukla sarı çöldür. Çöller genellikle kurak bitki örtüsüne
sahiptir. Ülkenin tek hayat kaynağı Nil suları, en önemli tabii
kaynağı teşkil eder. Nil Nehri suları, bugün kontrol altına alınmış
ve dolayısıyla ülkenin sadece 1/28'ini teşkil eden Nil Vadisiyle
bereketli deltasından yılda tek ürün yerine üç ürün alınmaktadır.
Nil sularıyla meydana gelen güneyindeki Assuan sun'i gölünün çevresi
3000 km, yüzölçümü 5000 km2 ve en derin yeri 70 m'dir.
Bitki örtüsü gibi, hayvanlar bakımından da vasat olan Mısır'da daha
çok evcil hayvanlar görülür. Çöl olan bölgelerde umumiyetle ceylan,
nubian keçisi, sırtlan, çakal, çöl tilkisi, yabani tavşan ve vaşak
yaşamaktadır. Ayrıca birçok tür kuş ve yabani ördek de bulunur.
Yaylalık bölgelerdeyse kaba çuha ve devekuşu yaşar. Nil suları ise,
tatlı su levreği bakımından zengindir.
En önemli yeraltı kaynağı petroldür. Batı ve doğu çölleri, Süveyş
Körfezi ve Sina Yarımadası petrol bakımından oldukça zengindir.
Demir filizi, fosfat, kireçtaşı ve tuz diğer önemli tabii
kaynaklarıdır.
Nüfus ve Sosyal
Hayat
Afrika veAsya arasında köprü ve Avrupa ile Hindistan ve Uzakdoğu
arasında deniz ulaşımında geçiş merkezi olan Mısır, tarih boyunca
birçok istilalara sahne olmuştur. Stratejik mevkii onu, Afrika
Birliği, Arap Milliyetçiliği veİslam Dünyası gibi büyük meselelerde
büyük nüfuza sahip kılmıştır. Ülke coğrafyası, tarihin en eski
devirlerinden bu yana çok çeşitli milletlerin kaynaşması ile meydana
gelen Mısırlıların % 99'unu dar bir havzada yaşamaya zorlayarak,
birlik ve beraberliğin kolayca meydana gelmesine sebep olmuştur.
Mısır, 55.979.000'lik nüfusuyla, Nijerya'dan sonra Afrika'nın en
kalabalık memleketidir. Endüstrileşmedeki noksanlıklara rağmen, Nil
Vadisindeki nüfus yoğunluğu, Batı Avrupa milletlerinin en yoğun
nüfuslu olanlarının yaklaşık iki katıdır. Nüfusun büyük çoğunluğu,
Hami soyundan olan beyazlardan meydana gelir. Ayrıca Kıpti ve
Nübyalılar da mevcuttur. Halkın % 99'u Müslümandır. Arapça, halkın
esas konuşma dilidir. Yalnız köylerde yaşayan fellahların (köylüler)
konuştuğu Arapça, şehirlerde konuşulandan biraz farklıdır. Ayrıca
İngilizce ve Fransızca yaygın olarak konuşulur.
Halk, yaşayış tarzı bakımından beş gruba ayrılabilir. Gelişmekte
olan ülkeler arasında yer alan Mısır'da nüfusun çoğunluğunu teşkil
eden fellahlar (köylüler) ile, genellikle şehirlerde yaşayan, okumuş
ve ticari sınıf arasında, dilde olduğu gibi hayat tarzında da
farklılıklar göze çarpar. Umumiyetle Türkçe de bilen idari kademeyi,
çoğunlukla Araplar, Kuzey Afrikalılar, Türkler ve İngilizler teşkil
ederler. Ayrıca bugün azınlıkta kalan arazi sahipleriyle vahalarda
yaşayan Bedeviler, siyasi güçlerini kaybetmiş durumdadırlar. Son
yıllardaki Mısır liderleri, ekonomik ve politik birçok problemin
eğitim ve öğretimle halledilebileceğine inandıklarından, özellikle
1952'den sonra okul, öğrenci, öğretmen ve uzman sayıları artmıştır.
Sadece ilk öğretim mecburi, diğerleri isteğe bağlı ve ücretsizdir.
Yabancı okullardan başka 7 üniversite mevcuttur. En meşhurları El-Ezher
Üniversitesidir. Halkın % 50'si okur-yazardır.
Afrika kıtasının en büyük şehri olan Kahire, Arap aleminin kültür
merkezidir. Araplar tarafından 969'da kurulmuş olan bu şehirde eski
ve tarihi eserler bol olup, modern bir turizm merkezidir. Dünyanın 7
harikasından biri olan İskenderiye Feneri'nin bulunduğuİskenderiye,
Abu-Simbel tapınaklarının bulunduğu Assuan ve dünyanın en büyük
sfenksiyle en büyük üç piramidinin bulunduğu Gize, diğer önemli
büyük şehirleridir. Gize'deki üç piramitten Kefren piramidi
yanındaki 'Horus' isimli sfenks 73 m uzunluğunda ve 20 m
yüksekliğindedir.
Mısır Türk sanat eserleri: Mısır, 826 senesinden Osmanlıların son
zamanlarına kadar Türk tesiri altında kalmıştır. Abbasiler
zamanından itibaren Türk valiler tarafından idare edilmeye başlanan
Mısır'da Türk mimari tarzında birçok eser yaptırılmıştır. Kahire'de
bulunan Abbasi halifelerinin türbeleri, Türk mimarisinin güzel
örneklerindendir. Abbasi Valilerinden Ahmed bin Tulun, bugün hala
duran ve ismini taşıyan İbn-i Tulun Camiini yaptırdı. Bu caminin
tuğladan yapılması, binanın kaleyi andıran bir tarzda olması, mimari
stilinde Türkistan ve Samarra tesirlerini açıkça göstermektedir.
Uygur yapılarında olduğu gibi, motifler büyük çapta ve sadedir.
Eyyubiler zamanında ise darülhadis, tekke ve eyvanlı medreseler,
Türkistan mimari tarzında inşa edilmiştir.
Memlükler zamanında Türk hükümdarı, hatunları ve beyleri Türk mimari
tarzında birçok mescid, külliye, medrese, tekke, türbe ve hanlar
yaptırmışlardır. Bugün bunların büyük kısmı Memlük sanat abideleri
olarak ayakta durmaktadır.
Yavuz Sultan Selim'in Mısır'ı fethetmesinden sonra, Memlük mimari
tarzı unutularak, Osmanlı mimari tarzı Mısır'a yerleşmiştir. Osmanlı
devrinde valilerin yaptırdıkları mescidler, sebiller ve tekkeler,
Osmanlı mimari tarzında yapılmıştır. Bunlara örnek olarak
Süleymaniye Camii, Mahmudiye Camii, Murad PaşaCamii, Mehmed Ali
Camii, Kethüda Abdurrahman Sebili, Osmanlı eserlerinden en
tanınanlarıdır. Mısır'daki Osmanlı camileri büyük kubbeli ve ince
minareli klasik Osmanlı eserleri olup, çinileri Türkiye'den
getirtilmiştir.
Siyasi Hayat
Başkanlık sistemine dayanan Mısır Cumhuriyeti, 25 idari bölgeye
(illere) ayrılır. En güçlü lider kabul edilen başkan, altı yılda bir
halk tarafından seçilir. O da, hükumeti kurar ve başkanlık görevini
yürütür. Ayrıca kendisine yardım edecek bir başkan yardımcısı
vardır. On üyesi devlet başkanınca tayin edilen meclisin geri kalan
392 üyesi, beş yıl için halk tarafından seçilir. Mısır vilayetleri,
valiye bağlı olup, müdürlerle idare edilen kazaların
temsilcilerinden meydana gelen 'il konseyi' tarafından idare edilir.
Mısır'da 1952'de yapılan askeri darbe, Melik Faruk'u devirmiş ve
yerine yeni bir politik sistemin devri başlamıştır.
Sedat döneminde daha çok barışçı ve ekonomik kalkınmaya dönük bir
politika takip edilmiştir. Bunun neticesi ABD aracılığıyla
gerçekleştirilen Camp David Barış Antlaşması ile İsrail'le barış
sağlanmıştır. Ayrıca ekonomik kalkınma gerçekleştirilmiş ve nükleer
santraller yapılmıştır. Enver Sedat'tan sonra yerine geçen Hüsnü
Mübarek, liberal iktisad sistemi, özel teşebbüs, basın hürriyeti,
çok partili demokrasi hayatı olan Sedat modelinde bir değişiklik
yapmadı.
Ekonomi
Mısır, kişi başına milli gelir bakımından Afrika'nın en zengin
ülkesidir. Fakat dünya ülkeleri arasında ortalarda yer alır. 1980
yılından evvel Mısır, iktisaden dünyanın en kötü on ülkesi
arasındaydı. Camp David Anlaşmasından sonra Enver Sedat'ın yeni
ekonomik tedbirleri ile % 10 kalkınma hızı ile dünyanın en hızlı
kalkınan ülkeleri arasında yer aldı.
Mısır, sulama sistemlerinin düzenlenmesinden evvel oldukça fakir ve
dengesiz bir ülkeydi. Daha sonra açılan kanallar ve inşa edilen
sulama sistemleriyle, Nil suları kontrol altına alınmıştır. Böylece
yılda ancak bir defa alınabilen ürün miktarı üçe çıkmıştır. Nil
Vadisi ve deltası tarıma elverişli olan bölgedir. Ekilebilir
alanların artmasına sebep olan barajlar ve sulama sistemleri gibi su
kontrol sistemlerinin en önemlisi, Büyük Assuan Barajıdır. Bu
barajın inşası Kavalalı Mehmed Ali Paşa tarafından planlanmış ve
ancak çeşitli sebepler yüzünden 1902 yılında tamamlanabilmiştir. En
son olarak 1934'te yükseltilmiş olan baraj, 4 km uzunluğunda, 110 m
yüksekliğinde olup, 500.000 hektarlık yeni bir arazi bölümünü ekime
müsait kılmıştır. Barajın hemen güneyinde 554 km uzunluğunda, 5000
km2 yüzölçümündeki Nasır Gölü yer alır.
Böylece on iki türbini olan barajlardan yılda 10 milyar KW'lık
elektrik üretilebilmektedir. Yaklaşık 130 milyar metreküp su hacimli
baraj, son yirmi yıl içerisinde tarım ürünlerinde üç misli bir
artışa sebep olmuştur.
Baraj çevresi, Nil vadi ve deltası ve kıyı bölgelerde daha çok
pamuk, fasulye, mısır, buğday, şekerkamışı, akdarı, pirinç, soğan,
patates, sebze ve meyve yetiştirilir.
Mısır, maden bakımından zengindir. Petrol, manganez, çinko, demir,
kurşun, fosfat, krom, altın, amyant, kükürt, volfram ve titan en
önemli madenleridir. Ayrıca, kireç taşı, tuz, bazalt ve pembe mermer
oldukça bol çıkarılır.
En önemli ihraç ürünleri; pamuk, pirinç, petrol, tabii gaz, fosfat,
tuz, demir, manganez, sigara, post ve deridir. Buna karşılık
dışarıdan buğday, makine, teknik malzeme, harp silahı, araç ve
gereçleri satın alır.
Mısır ekonomisi, tarımdan başka endüstri ve turizme de dayanır.
Tekstil, kimyevi ürünler, petro-kimya ve çimento başlıca endüstri
dallarıdır. Mevcut eski ve tarihi eserler, her mevsim uygun iklimi
ve kıyıları turistlerin ilgisini çekmektedir. Dünyanın yedi
harikasından olan piramitler ve İskenderiye feneri, kral mezarları,
sfenksler önemli turizm gelir kaynaklarıdır. Bundan başka uzun ve
çeşitli tarihe sahip olmasıyla Mısır, birçok milletin izlerini
taşır. Özellikle Emeviler, Abbasiler, Memlükler ve Osmanlılardan
kalma cami ve medreseler, han ve kervansaraylar önemli tarihi
yerlerdir.
Mısır'ın diğer önemli gelir kaynaklarından biri de Süveyş Kanalı ve
Sina Yarımadasındaki mevcut petrol kuyularıdır.
Süveyş Kanalı Firavunlar devrinden beri mevcuttu. M.Ö. 600
yıllarında Nil ile Kızıldeniz birleştirilmişti. Sonraları kumla
dolmuştu. Yavuz Sultan Selim Han, İkinci Selim Han ve Üçüncü Mustafa
Han zamanlarında kanal için teşebbüslerde bulunulmuş ve nihayet
1859'da Mısır Hidivi Said Paşa zamanında 50.000'in üzerinde işçi
kullanılarak kanal kazılmaya başlandı. 1869'da hizmete açıldı ve üç
yıl sonra senetleri İngiltere'ye satıldıysa da, 1956'da
millileştirildi. Genişliği 150 m, derinliği 14 m ve uzunluğu 172 km
olan kanal, Mısır ticari dengesindeki pürüzlerin yarısından çoğunu
karşılamaktadır. 1967 İsrail Harbi bu gelirlerin kaybına yol açtıysa
da Enver Sedat'ın Camp David Antlaşmasını gerçekleştirmesinden sonra
tekrar ekonomik kalkınma hızına katkıda bulunmaya başlamıştır.
Ulaşım: Mısır'da yerleşim merkezleri arasında yeterli bir ulaşım ağı
vardır. 5335 km'ye varan demiryolları, devlet tarafından
işletilmektedir. Karayollarının uzunluğu ise 32.241 km'ye
ulaşmıştır. Bu yolların % 52'si asfalt kaplıdır.
Demiryolları ve karayollarının büyük bir kısmı yerleşim bölgesinin
yoğun olduğu Nil Havzası boyunca yer almaktadır.
Nil'in büyük kısmında, belli tonaja kadar olan gemilerle ulaşım
yapılmaktadır. Aynı zamanda iki yanı denizle çevrili olan Mısır'da
her türlü geminin yanaşabileceği limanlar vardır. Ülkenin büyük
şehirlerinde ve büyük kısmında hava alanları bulunmaktadır. Hava
ulaşımı Mısır Hava Yolları tarafından sağlanmaktadır.