ÖĞRETMEN
Yok diye bu fâninin ne şöhreti, ne şanı,
Hakir görme arkadaş karşındaki insanı!
Kalbi meslek aşkıyla tutuşur, yanar onun,
Başta Atam adını sevgiyle anar onun!
Kararmış gönüllerin odur nuru, ışığı,
Odur yurdun, milletin gerçek dostu, aşığı.
İstemez o kimseden ne mükâfat, ne heykel,
Saygı ile analım bu fâniyi biz de gel.
Enginlerde gezer o, sanma ki ufku dardır,
"Cemâl-i Mutlak" gibi neye baksan o vardır,
Onu arar, bulursun tarihin sesinde,
Bir his gibi o vardır ıtrînin bestesinde.
Ondan birer parçadır şu mimar, heykeltıraş,
Geçme sakın önünden, ardından dağları aş.
Öğretmenin nefesi değildir zehirli sam,
Söyle kimin eseri şu müzisyen, şu ressam?
Çatlayan dudaklara o verir bir yudum su,
Ondan kuvvet, haz alır bir Fatihin ordusu.
Ondan ders görmedi mi şu subaylar, şu erler?
Söyle kimin eseri kazanılan zaferler?
Parıldar gözlerinde ülküsünün ateşi,
Onun geniş ufkundan doğar zafer güneşi.
Sordun mu bu fâninin yüreği neye kanar?
Odur her an şaire ilham veren gür pınar.
Başında sevgi, iyilik, fazilet yeli eser,
Onundur seyrettiğin "ÇOCUK" adlı şaheser.
Ne söylesem, ne yazsam anlatamam onu ben;
Yaratmakta Tanrıdan sonra gelir öğretmen.
Savaş olur, ölüme göz kırpmadan atılır,
Devrim olur, safına inanarak katılır.
Varlığını harcar o Türklük için her zaman,
Kimi "bedbaht" der ona, kimi "adsız kahraman".
Cemal Oğuz
ÖCAL
*****************
ÖĞRETMENE
MEKTUP
Bir dünya kurmuştuk belki
Dört köşe bir oda içinde biz,
En güzel anılarımızı orada yazmıştık defterlerimize,
Hayatta en hakiki mürşidin
ilim ve fen olduğunu sizden öğrenmiştik ilk önce,
Sıralarca dizilip
sürelerce sizi dinleyişimizde bir maksadımız vardı elbet,
Biz bilmiyorduk belki..
Adınızı pek söyleyemedim ama
Öğretmenim demek daha hoş geliyordu
öğretmenim
garip şimdi
belki dediğim maksatlarımızı,
Yavaş yavaş anlamaya başladım belki.
Öğretmenim dediğim sırdaşım,
Kimi zaman arkadaşım ve senelerce
Konuştuğum, yazdığım
ya da okuduğum her yazıda
Her adımımda varolduğumu anımsadığım
öğretmenim.
Sizden öğrendim kitap okumayı ,
Yazmayı sizden öğrendim,
Sizden öğrendim işte belki dediğim maksatlarımı
yaşamayı.
İlk önce okuduğum kitapla
son yazdığım şiir arasında kalan zamanımda
İnsan olmayı.
Türk olup, Türk yaşamayı,
Atatürk olup, hür yaşatmayı
Gülmeyi, ağlamayı belki yine evlat olmayı,
Öğrenmeyi ve öğretmeyi sizden öğrendim.
Hayata en güzel objektiflerden bakıyorum,
Bu arada objektif demeyi de öğrendim öğretmenim.
Okuyabilme arzusuyla çıktığımız bu yolda
Seçim haklarımızı saydığınız o günlerimizde
Hala belki diye takıldığımız kelimecikleri
Öğrenmeye çalışmayı bıraktım artık.
Elime bir kağıt geçtiğinde karalamak yırtmak yerine
her boşluğuna bir harf yazmayı hevesle istemenin
Hangi belkilerimize ışık tutacağını sonradan öğrenecektik işte.
Öğrenebildik öğretmenim
Okul yokuşunu çıkarken
ardımızdan gelen yorgun nefesi
Yıllar sonra ensemde hissettiğimde
Gözlerimdeki ince bir ıslaklığın sebebini.
Ya da her zilin çalışında
ısrarla cümlelerinizi bitirmeye çalışırken
Müsaade etmenizi beklemeden tenefüse
çıkmaya çalışan öğrencilere
Umutsuzca bakarken gözlerinizde beliren ifadeyi.
Ve her seferinde yağmurda ıslanırken kafamın üstünde
Beliren şefkat unsuru şemsiyenizin
Üzerime düşmesini engellediğiniz
yağmur damlalarından birinin
yıllar sonra üzerine düşeceği bir öğrenciye
şemsiye tutabileceğimizi öğrendik.
Ve yine yıllar sonra
İki öğrencimle otururken kulağını çınlattığımız
Siz saygıdeğer öğretmenlerimizin
Belkilerimiz ve maksatlarımızı
Bize öğrettiğinizi öğretmeyi öğrendik.
Evet, okutmayı seçtim öğretmenim.
Taa ki benim için de şiir yazan
Bir öğrencim oluncaya kadar,
Taa ki o şiiri yazacak bir öğrenci yetiştirinceye kadar..
Temelini attığınız binayım ben,
Özlemini kurduğumuz geleceğimiz benim.
Cumhuriyeti kuran ellerden,
Yaşatacak ellere kadar elleriniz benim.
Yaşamaya dair maksadım , sevincimdiniz belki
Ellerinizden öpüyorum, öğretmenim
Ellerinizden öpüyorum.
Kerim YILMAZER
*****************
ÖĞRETMENİM
Ben bir gülüm, sen bahçıvan;
Çok açarsam, eser senin,
Mis kokarsam, eser senin.
Ama bir de soldurursan,
Günah senin, günah senin,
Ben tohumum, çiftçi sensin,
Çok sularsan, ürün senin,
Bol olursam, verim senin.
Ama bir de çürütürsen;
Hata senin, hata senin,
Ben elmasım, sarraf sensin;
Pırlantaysam, emek senin,
Parlıyorsam, yaldız senin.
Ama bir de parçalarsan,
Kırık senin, kırık senin,
Ben boş defter, kalem sensin;
Doğru yazsan, yarın senin,
Güzel yazsan, ikbal senin.
Ama bir de karalarsan;
Vicdan senin, vicdan senin,
Ben öğrenci, sen öğretmen;
Barışırsam, hüner senin,
Kazanırsam, zafer senin.
Ama bir de kaybedersem;
Yok diyecek başka sözüm,
Yorum senin, yorum senin,
Hatice
KÜLTÜR
****************
ÖĞRETMENLER GÜNÜ
Bir gün sizleri anlatmaya yetmez,
Sizin sevginiz asırlarca geçmez,
Hayatım sayfa sayfa eseriniz,
Nasıl unuturuz anıları biz.
Öğretmenim gününüz kutlu olsun,
Öğrendikçe bu millet mutlu olsun,
Defter, kitap, kalemler neye yarar,
Siz olmazsanız yetişmez dimağlar.
O zaman; devlet millet seni anar,
Çünkü her makamda bir öğrencin var.
Cumhurbaşkanı senin talebendir,
Başbakan hesabı senden öğrenir.
Yıllar geçmiş bir zat elinizi öper,
Ben Milli Eğitim Bakanıyım der.
Sizleri yazarken titrer ellerim,
Sanki gene imtihanda gibiyim.
Hatalı yazdıysam özür dilerim,
Satırlarda sınırlanmaz bu sevgim.
24 Kasım sonbahara rastlar,
Yapraklar döküldükçe sevginiz artar.
Gönlünüz ikinci baharı yaşar,
Tarih böyle mutlu günlerde dolar.
Öğretmenim, gününüz kutlu olsun,
Öğrendikçe bu millet mutlu olsun...
Muhittin
YEGÜL