Saadet
Ömür tezgahında çile dokudu,
Cefa ateşine düşer SAADET.
Sabırla şükretti dua okudu,
Sevgi ocağında pişer Saadet.
Ruhsuzun yüreği taşmı,demirmi,
Helalden pişmeyen yemek yenirmi,
Temelden yanlışa Töre denirmi,
Nusibeti bir bir aşar SAADET.
Çile girdabında yüreği yandı,
Hayata bağlayan dört tane can’dı
Onların gülmesi en mutlu andı,
Evlad sevdasıyla yaşar SAADET.
Azimle değişti hayatın rengi,
Evinde düzeni sarraf ahengi,
Cefanın,vefayla bulunur dengi,
Mutlu bir hayata koşar SAADET.
Kederli günleri geçmişte kaldı,
Kızları yetişti mutluluk saldı,
Hediye torunun sevgisi baldı,
Pınar duygusuyla taşar SAADET.
Kibar endamıyla buğday tenlidir,
Hayat bilgisiyle çağdaş yönlüdür,
Gizli hazinesi onun gönlüdür,
Güzellik sunarken coşar SAADET,
Kahverengi gözün,görmesin hüzün,
Sevgiyle doludur,duygulu özün,
Kalpleri ısıtır,tatlıdır sözün,
Mutluluğu yaşa, başar SAADET.
Kadir Kaya
******************
Aşk, Teknolojik
Bir Kelime
I.
Bu gece sana uğramayı düşünmüyorum.
Saadet diyorsun çünkü.
Saadet: Bir kilide sokulan anahtar.
Ya açarsın ya da kapatırsın.
Küçük
İskender
******************
Saadet
Ömrünün en güzel çağında aramızdan ebediyete intikal eden
Canım kardeşim Saadet'e
Yıl 979 bir yıldız doğdu
Tüm aileyi sardı tarifsiz bir saadet
Adı ne olsun diye herkes birbirine sordu
Ortak bir kararla, ismin oldu Saadet
Minicik bir bebektin, gözlerin ceylan gözü
Kaşların bir yay gibi, yanakların kırmızı
İyiki de doğmuştun, ana-babamın kızı
Seni ne çok sevmiştim, canım cicim Saadet
Yıl 980 Saadet bir yaşında
Saçları uzamıştı, o minicik başında
Küçücük bir burnu var, gözlerinin altında
Gün geçtikçe daha çok sevimliydin Saadet
Yıl 981 Yürüyor minik kuşum
Sendelerken ayakta, sana duvar olmuşum
Seni düşürür müyüm, benim saadet kuşum
Bana doğru adım at, kollarıma Saadet
Yıl 982 kutsal topraklardasın
Babam çalışırken sen annemle ile oynarsın
Belki bir minik hacı olunmayacak yaştasın
Annem-Babamla sen de, hacı oldun Saadet
Anne, baba çok iyi bakın Saadet'imize
Ama hiç unutmayın, biraz da kendinize
Bizden selam söyleyin Yüce Efendimize
Seni çok çok özledik, dön gel artık Saadet
Yıl 983 yenik düştün nefsine
Hoşgeldin Saadet'im Altından kafesine
Vatan gibisi yoktur, ben inanmam aksine
Senin yerin daima, yanımızdır Saadet
Yıl 984 seni emanet verdim
Annemle babam sana çok iyi bakar dedim
Ben okumaktayım, fakat sensin tek derdim
Gözümde tütüyorsun çok özledim Saadet
Yıl 985 nasılsın bilmiyorum
Ben hala Ankara'da sınavı bekliyorum
Umarım çok iyisin, Allah'tan diliyorum
Bütün kalbimle bunu istiyorum Saadet
Yıl 986 okula başlamışsın
Bu sınıfı istemem diyerek ağlamışsın
Başka bir sınıfa da, geçince sevinmişsin
Yüzünden gülücükler eksilmesin Saadet
Yıl 987 okumayı da söktün
Bana sınıf atlatın diyerek diller döktün
Tüm okulun içinde sen en güzel bebektin
Seninle çok iftihar ediyorum Saadet
Yıl 988,89,90
Artık okulun bitti, kalmadı eksik noksan
91,92 en güzel çağda eğlenip coşsan
Lakin hayat çoz zalim, acımasız Saadet
Yıl 93,94 onbeş yaşında bir kız
Yaşıtların oynarken sen oturuyorsun ıssız
Birşeyler mırıldanır, dilin belli belirsiz
Ne demek istemiştin, geç anladım Saadet
Yıl 95,96 Babam sana kızmıştı
Neden bu kız bu kadar şımarıktır demişti
Sen içerlemiştin, babam yumuşamıştı
Ne de olsa babamız, sitem etme Saadet
Yıl 997 hayatın baharında
Kim derdi ki bir yıllık ömrün kaldı dünyada
Hayat devam ederken, olmayacak bir anda
Göçüp gidecek miydin, boynun bükük Saadet
Meğer içten yaralı o incecik bedenin
Aklına gelmiş miydi, acaba ölmek senin
Gittikçe artıyormuş günden güne kederin
Bari bana deseydin, anlatsaydın Saadet
Yıl 998 ilkbahar akşamıydı
Acı bir haber geldi, Saadet hasta mıydı?
Tüm aile o akşam acaba yasta mıydı?
İnanmak istemedim bu habere Saadet
Bir bahar sabahıydı, doğmuştun elimize
Bir bahar akşamında ayrılmıştın sessizce
Bindim ben arabaya yola çıktım delice
Göremedim ben seni, göremedim Saadet
Bu yüzdendir baharlar benim için kış gibi
İçimde bir kıpırtı, her an özleyiş gibi
Gelip geçtin dünyadan tarifsiz bir düş gibi
Bunca yıl geçti hala özlüyorum Saadet
Mehmet Selim
Toğluk
*****************
Saadet
Vakti!
Milletin haline bakın
Şimdi saadet vaktidir
Zilletten kurtuluş yakın
Şimdi saadet vaktidir
Köylü dertli yürek dağlar
Ekilsin tarlalar, bağlar
Ürün satan coşar, çağlar
Şimdi saadet vaktidir
Esnaf, memur, işçi üzgün
Emekli halinden bezgin
Gelirimiz olsun düzgün
Şimdi saadet vaktidir
Bitsin kaygımız, çilemiz
Kalkınsın güzel ülkemiz
Huzur bulsun milletimiz
Şimdi saadet vaktidir
Gelin verelim el ele
Birlikte gidelim yola
Çabuk varalım menzile
Şimdi saadet vaktidir
Çobanoğlu biçim biçer
Bu zor günler elbet geçer
Baharda çiçekler açar
Şimdi saadet vaktidir
Şevki
Çobanoğlu
******************
Saadet
Gönül iklimini sevgi bürüdü
Tabuları bir bir yıktık Saadet
Aşkın atı şaha kalktı yürüdü
Mukaddes bir yola çıktık Saadet
İster Ferhat densin isterse Şirin
Maksadı haindir yüreği körün
Bir bahçe çevirdik girin de görün
Şiirden çiçekler ektik Saadet
Sadık kalıp daldan dala uçmayan
Hal bilmeze varıp halın açmayan
Çiçekler içinde gözden kaçmayan
Dalların ucunda tektik Saadet
Yüreğimiz aynı ey gönül dostu
Billahi sözümde ararlar kastı
Anlayana sevdam her şeyin üstü
Küfrü beynimizde yaktık Saadet
Hakk’tan geldik dönüp Hakk’a yar dedik
Biz aciz kulları gören var dedik
Rabbimin rızası sonsuz kar dedik
Kin kibir riyada yoktuk Saadet
Oy dedirtir derdi yari kılarak
Gülü sözü sözü arı bilerek
içindeki güce nuru alarak
Can ile hak yola baktık saadet
HAZANİ yürekte dinmiyor sızım
Züleyha yüzünden tarumar özüm
Yusuf olmak var ya ey iki gözüm
Vefasız bir gönle aktık Saadet
Erdoğan
Bektaş