<<
GERİ DÖN
Tunus
Kuzey Afrika'da yer alan bir kıyı ülkesi. Batıda Cezayir,
güneydoğuda Libya, doğuda ve kuzeyde Akdeniz ile çevrilidir.
Tunus,Akdeniz bölgesinin orta kesiminde, karşısında bulunduğuİtalya
Yarımadası ve Sicilya Adası ile birlikte, Doğu ve Batı Akdenizi
birleştiren ve ayıran bir boğaz meydana getirir Sardunya Adasından
200 km, Sicilya Adasından 140 km uzaklıkta bulunan Tunus, Avrupa ve
Afrika kıtaları arasında bağlantıyı kolaylaştırır. Güneyden kuzeye
genişliği 756 km, batıdan doğuya ise 351 km dir. Kıyılarının
uzunluğu 1200 km'dir.
Târihi
Tunus,Akdeniz ve Kuzey Afrika hâkimiyeti ve Avrupa'nın Afrika ile
olan münâsebetleri bakımından büyük bir stratejik öneme sâhiptir.
Tunus'un coğrafi konumu göçebe Berberilerden sonra, daha çok deniz
yoluyla gelen çeşitli etnik toplulukların ülkeye yerleşmesinde en
büyük faktör olmuştur.
M.Ö.1000 yılından îtibâren Fenikeliler, Tunus'ta ticâret merkezleri
kurmaya başladılar. M.Ö. 5. yüzyıl sonlarında Fenikeliler Tunus'a
gelip yerleştiler ve burada Kartaca Cumhûriyetini kurdular. Tunus,
daha sonra batıdan gelen Vandalların, 6. yüzyılda da Bizanslıların
hâkimiyeti altına geçti.
Müslümanların Tunus'a (Afrikiyye) gelişi (647-1228):
MüslümanArapların 647 yılında başlayan yayılmaları Ukbe bin Nâfi'nin
670'te Kayruvan (Kariouane) şehrini kurmasıyla neticelendi. Tunus (Afrikiyye),
hazret-i Muâviye zamânında 667 (H.45) yılında alındı. Bizanslılar
bâzı önemli şehirleri ellerinde tuttular. Berberî ayaklanmaları
neticesinde Müslümanlar geçici olarak Afrikiyye'den uzaklaştılarsa
da, Hasan bin en-Nûman zamanında Berberîler, Afrikiyye'yi Müslüman
Araplara bıraktılar (698). Bundan sonra Kayruvan Müslüman
Afrikiyye'nin başşehri olarak kaldı. Bütün Afrikiyye Müslüman oldu
ve İslâmiyyet her tarafa buradan yayılmaya başladı. İkinci Abbasî
halîfesi Câfer Mensur zamânında,Abbâsî hâkimiyeti yaygınlaştı.
Emevî ve Abbâsî halîfelerine bağımlı olan Afrikiyye'yi önce
Ağlebîler, sonra Kayruvan'da bir Şiî halîfeliği kuran (910)
Fâtımîler yönetti. Kayruvan ve Mahdiya şehirleri Fâtımîlerin merkezi
oldu. Fâtımîler 972'de başşehri Kahire'ye taşıdıkları zaman
Afrikiyye Berberî sülâlesi Zirîlerin iktidarı altına girdi. Zirîler
zamânında Tunus, Sicilya'daki Normanların istilâsına uğradı.
Zirîlerin son hükümdarı Hasan bin Ali, Fas'taki Muvahhidîn
Devletinden yardım istedi. Muvahhidîn Devletinin kurucusu Abdülmümin,
Normanları Tunus'tan kovarak (1159-1160), Afrikiyye'yi Tunus'ta
oturan bir vâli tarafından yönetilen bir eyâlet hâline getirdi.
Bundan sonra Afrikiyye, Tunus adını aldı.
On altıncı yüzyılda İspanya ve Osmanlı Devletinin, Akdeniz
hâkimiyeti için yaptıkları savaşlar sonunda Hafrîler yıkıldı. 1534
yılında Barbaros Hayreddîn Paşa, Tunus'u ele geçirdi. AncakHafsî
Hânedânından Hasan, İspanya Kralı Beşinci Şarlken'den yardım istedi
ve Beşinci Şarlken başşehir Tunus'u işgâl etti ve Barbaros Hayreddîn
PaşaCezayir'e çekilmek zorunda kaldı. İspanya Kralı Hafsî
Hânedânından Hasan'ı tekrar, kendisine vergi vermek şartıyla
Tunus'un başına getirdi. Başşehir Tunus 1574 yılına kadar tekrar
Hafsî Hânedânlığının elinde kaldı. Bu arada Barbaros Hayreddîn Paşa
ve Turgut Reis 1556'da Gafsa'yı, 1558'de Kayrevan'ı ele geçirdiler.
Tunus'un doğu ve güney sâhilleri Türklerin eline geçti. CerbeAdası
deniz üssü olarak kullanıldı. Barbaros Hayreddîn Paşa, İspanya'daki
Endülüslü Müslümanlardan 100.000 kadarını kurtararak Kuzey Arfika'ya
getirdi. Nihâyet 1574'te Uluç Ali Reis ile Sinan Paşa, Tunus şehrini
(Halkul-Vad Kalesini), ele geçirmek sûretiyle bütün Tunus, Osmanlı
İmparatorluğunun bir eyâleti hâline geldi.
Osmanlı Devleti zamânında Tunus, önceleri Yeniçerilerin
desteklediği bir Dayı vâsıtasıyla, daha sonra da bir Bey vâsıtasıyla
yönetilmeye başlandı.
İlk beylik sülâlesi Birinci Murâd Bey tarafından kurulan Muradî
sülâlesidir (1612-1631). 1710'dan sonra Beyler, irsî yoldan tahta
çıktılar. Bu arada Fransa, İngiltere, İspanya ve İtalya Tunus'ta
ekonomik faaliyetlerde bulunmaya başladılar. Fransa 1830'da
Cezayir'i işgâl ettikten sonra, Tunus ile daha fazla ilgilenmeye
başladı.
Bu sıralarda Osmanlı İmparatorluğu kendi başındaki birçok meseleler
yüzünden Tunus'a daha fazla yardım edemedi. 1876-1877 Osmanlı-Rus
Savaşı da bunu önledi.
Tunus'ta Fransa, İngiltere ve İtalya'nın gözü ve çıkarları vardı.
1878'de Kıbrıs'ı elde eden İngiltere, Fransa'nın Tunus'taki özel
imtiyazlarını tanıdı. Fransa, bâzı Tunuslu aşiretlerin (Krumirlerin)
Cezayir topraklarına yaptıkları akınları ve bâzı toprak taleplerini
bahâne ederek 1881 yılında Tunus'a asker çıkardı. 12 Mayıs 1881'de
yapılan Bardo Antlaşmasıyla; Tunus Beyi, dış hükümranlığı, siyâsî ve
ordu işlerini bir Fransız Genel Vâlisine bırakıyordu. Tunus'un Muher
ve güney kesiminde başlayan ayaklanmalar güçlükle bastırıldı. Vâli
Paul Cambon, yeni bey Ali bin Hüseyin'e (1882-1902) Marsa
Sözleşmesini kabul ettirince (1883), Fransız himâyesi resmen
kurulmuş oldu.
Bütün bu olanları Osmanlı İmparatorluğu protesto ederek kabul
etmediğini bildirdi. Resmî pâdişâh fermanlarında Tunus Osmanlı
eyâleti olarak zikredilmeye devam etti. Fransız himâye rejimi
Tunus'un bağımsızlığını kazanmasına kadar devam etti (1956).
Tunus'taki Fransız idâresi 78 yıl sürdü.
1930'larda Habib Burgiba önderliğinde Tunuslular bağımsızlık
mücâdelesine başladılar. İkinci Dünyâ Harbi esnâsında Tunus bir
savaş alanı oldu. Harpten sonra Burgiba yeni Destur Partisini
kurarak bağımsızlık mücâdelesine devam etti. Nihâyet 1956 yılında
Tunus bağımsızlığını kazandı. Bağımsızlığını kazandıktan sonra Tunus
Cumhûriyetini îlân eden Burgiba, ilk Tunus Cumhurbaşkanı oldu.
Birçok reformlar yaparak lâik eğilimli bir rejim kurdu.
Burgiba, 1965'te İsrail'e karşı yumuşak ve ılımlı davranılması
gerektiğini savundu. Fakat bu düşünceleri şiddetle tenkit edildi.
1979'da Mısır'ın Arap Birliğinden çıkarılmasından sonra, Tunus eski
bakanlarından Chadli Kılibi'nin de genel sekreter olmasıyla, Tunus,
Arap Birliğinin karargâhı oldu.Ocak 1980'de Libya'da eğitim görmüş
komandoların Gafsa şehrini ele geçirmeleri, Tunus'un Fransa ve
ABD'den destek istemesine sebep oldu. Olayların yatışmasından sonra
başbakanlığa getirilen eski Millî Eğitim Bakanı Muhammed Mzali,
siyâsî hayâtı kısmen olsun liberalleştirdi. Siyâsî mahkumların çoğu
serbest bırakıldı ve siyâsî partiler kânûnî olarak tanınmaya
başlandı.
Bağımsızlıktan beri tek başına iktidarda olan Sosyalist Destur
Partisinden başka, Komünist Partisi dâhil üç siyasî partiye daha
izin verildi.
Ölünceye kadar Devlet Başkanı seçilen Burgiba, 1987 senesinde
sağlık durumu gerekçe gösterilerek devlet başkanlığı görevinden
alınarak yerine General Zeynelâbidin bin Ali geçti. Bu yönetim
değişikliği ülkede belirli bir liberalleşme ve ekonomide köklü
yeniliklerin yapılmasına sebep oldu. General Zeynelâbidin radikal
Müslümanlara karşı büyük tedbirler aldı. Bunların desteklediği Nakda
Partisinin birçok üyesini hapsettirdi. Bu tutumunu hâlâ
sürdürmektedir (1994). 21 Mart 1994'te yapılan parlamento ve devlet
başkanlığı seçimlerinde Zeynelâbidin bin Ali ve partisi oyların %
99'unu alarak devlet başkanlığına yeniden seçildi.
1982 yılında Lübnan'dan çıkarılan Filistin Kurtuluş Teşkilâtı
mensupları ve Lideri YaserArafat Karargâhını Tunus'a taşıdı. Böylece
Tunus, Filistin Kurtuluş Teşkilâtının Karargâhı oldu.
Fizikî Yapı
Tunus, fizikî yapısı îtibâriyle üç bölgeye ayrılır. Kuzey bölgesi,
Sâhil bölgesi veGüney bölgesi.
Kuzey bölgesi, Atlas Dağlarının Akdeniz kıyısı boyunca uzanımı olan
iki dağ şeridinin bulunduğu bölgedir. Bunların arasında Mecarda
Vâdisi bulunmaktadır. Bölge nâdiren 1000 m'yi aşan yüksekliklere
sâhip olmasına rağmen dağlık olarak nitelendirilebilir. Ülkenin en
yüksek noktaları olan Eş-Şenebî (1544 m), ve Zaguon (1295 m) dağları
bu bölgede yer alır.
Sâhil bölgesi, ülkenin Tunus şehri güneyindeki kıyı bölgesini içine
alan Suse, Sifakis ve Kayrevan şehirlerinin bulunduğu bölgedir. Bu
bölge kuzey bölgeden Dorsal Dağı ile ayrılır. Bölge yumuşak
tepeleri, geniş ovaları ve plajları ile meşhurdur.
Güney bölgesi 34'üncü enlem dâiresinden güneye geçince Gabes
Körfezinin çerçevelediği geniş Cafara ve Nefta ovalarından ve Büyük
Sahraya ulaşan düzlük arâzilerden meydana gelir. Buraya step ve çöl
bölgesi de denilmektedir. Rakım 200 m'nin altındadır.
Yaklaşık 1200 km uzunluğundaki Tunus kıyıları genelde düzdür. Gabes
Körfezinde gelgit olayı oldukça önemlidir. Deniz yükselmesi iki
metreyi bulur. Akdeniz'de en yüksek gelgit olayı burada olur.
Ülkenin önemli nehirleri Mecorda ve Miliare'dir.
İklim
Tunus'ta bâriz bir şekilde Akdeniz iklimi hüküm sürer. Yazları
sıcak ve kurak, kışları ılık ve bölgeye göre az veya çok yağışlıdır.
Yağmurlar sonbahar ortasında başlar ve ilkbaharın ortasına kadar
devam eder. Güneye inildikçe yağmurlar azalır ve iklim
düzensizleşir. Kışın sıcaklık 0°C altına düşmez. Yazın 40°C'ye kadar
çıkar. Sıcaklık denizin etkisine bağlı olarak değişir ve kıyılar iç
kesimlere göre daha serindir. Kuzeyde yıllık yağış ortalaması 610 mm
civarındadır. Tunus ve Bizerte çevresindeyse 500 mm dolaylarındadır.
Yağışlar düzensiz olup, seneden seneye farklılık gösterir.
Tabiî
Kaynakları
Tunus'un % 43'ü bozkır ve çöl, % 6'sı ormanlarla kaplıdır. Çok
yağmur alan yerlerde ormanlar yer alır. Vâdiler çok münbit olup, her
çeşit mahsûl yetişir. Kuzeyde 900.000 hektarlık meşe ve çam
ormanları bulunur. Güneyde sıcağa dayanıklı cinsten bitkiler yer
alır. Tunus'ta yabânî hayvanlar olarak ençok yabandomuzu ve
dağkeçisi bulunur.
Tunus'un önemli yeraltı zenginlikleri fosfat, demir, petrol, kurşun
ve çinkodur. Ülkedeki fosfat yatakları, Afrika'nın en büyük rezerv
noktalarındadır. Petrol rezervleri bakımından kıta ülkeleri arasında
beşinci sırayı, doğal gaz kaynakları bakımından ise dördüncü sırayı
alır.
Nüfus ve
Sosyal Hayat
Tunus nüfûsu, ülkenin yerlileri olan Berberîlerle Arapların
karışımından ortaya çıkmıştır. Ayrıca safkan Berberîlerle, Araplar
da sayıca önemlidir. Ülkede çok eskiden İspanya'dan göç eden Yahûdî
azınlığı mevcuttur. Bağımsızlıktan sonra giderek azalan Fransızlar
60.000 civârındadır. Tunus'ta Türk asıllı âileler mevcut olup, Türk
soylu olmak burada iftihar vesilesidir.
Tunus halkı ırkçı değildir. Halkın % 98'i Müslüman olup, geri
kalanını Hristiyan ve Yahûdîler teşkil edir. Müslüman halkın hemen
hemen hepsi sünnîdir. Çoğunluğu Malikî mezhebindedir. Tunus'ta
Arapça konuşulur. Fransız işgâli çok sürdüğü için Fransızca
bilenlerin sayısı da çoktur. Gazete ve dergilerin yarısı, Radyo ve
TV'nin birer kanalları Fransızca yayın yapar.
Nüfûsun yaklaşık % 70'i kuzeyde yaşar. Nüfus dağılışı çok
düzensizdir ve tarım kaynaklarına bağlıdır. Nüfus yoğunluğunun km2
başına 70 kişiden çok olduğu Mecerda ovaları ve Tunus bölgesi ve
kıyılar en kalabalık kesimlerdir. Buna mukabil 2 kilometre kareye 10
kişiden az düşen bozkırlarda, özellikle yarı göçebeler yaşar.
Tunus'un en önemli şehri başşehir Tunus olup, nüfûsu 1,5 milyona
yaklaşmıştır. Diğer önemli şehirler Sefakis, Suse, Kayrevan ve
Bizerte'dir.
Eğitimde Fransız sistemine bağlı kalınmıştır. İlkokullardan
îtibâren öğretimin Arapça yapılması sağlanmışsa da üniversitede
öğretim Fransızca olarak yürütülmektedir. Tunus Üniversitesine bağlı
9 fakülte, 3 enstitü ve 4 yüksek okulla yüksek tahsil yapılmaktadır.
Tunus halkının % 62'si okuma-yazma bilmektedir.
Siyâsî
Hayat
Tunus 17 vilâyete ayrılmıştır. Kânûnî sistemi İslâm kânunları
veFransız medenî kânunu esas alınarak, Türk ve ABD örneği bir
anayasa ile yürütülür. Seçimler her beş yılda bir yapılmakta olup,
oy verme yaşı 21'dir. Temsilciler Meclisi(Millet Meclisi) 141 üyeden
meydana gelmiştir. Cumhurbaşkanı beş senede bir halk tarafından
seçilir. Anayasaya göre cumhurbaşkanı olan kişi arka arkaya birden
çok dönem için seçilebilir. Tunus Birleşmiş Milletlere, Arap
Birliğine ve Afrika Birliği Teşkilâtına üyedir.
Ekonomi
Tunus ekonomisi genel olarak tarıma dayanmakta olup, toplam nüfûsun
% 50 ilâ 60'ı bu sektörde çalışmaktadır. Buğday, arpa, zeytin,
nârenciye, meyve, sebze ve hurma başlıca tarım ürünleridir. Koyun,
keçi, sığır ve kümes hayvanları yetiştirilen başlıca hayvanlardır.
Son yıllarda balıkcılık önemli bir gelir kaynağı hâlini almıştır.
Turizm mâdencilik, yiyecek, konserve, tekstil, hafif sanâyi malları
ve sun'î gübre ana sanâyi kollarıdır. Ülkede tarım ürünlerine dayalı
sanâyi kollarının geliştirilmesine çalışılmaktadır. Yerli
hammaddelerden fosfatın bütün işlenme safhalarının Tunus'ta
gerçekleştirilmesi için büyük çaba harcanmaktadır. Tunus mâdenlerini
işleyecek kadar yeterli sayıda tesise sâhip değildir. Gerek istihdam
ve gerekse ihrâcat imkânlarının artması için îmâlât sanâyiine büyük
önem verilmektedir.
Tunus'un ithâl ettiği belli başlı mallar, sanâyi malları, tarım
âletleri, tüketim, yiyecek, giyecek ve enerji malzemeleridir.
Fosfat, petrol, zeytinyağı, nârenciye, demir cevheri, balık ve
tekstil ana ihraç mallarıdır.
Tunus en çok Fransa, İtalya, Birleşik Almanya ve ABD ile ticâret
yapar. Kuveyt, Suudi Arabistan, ABD, Kanada ve BirleşikAlmanya
yardım aldığı başlıca ülkeler arasındadır.
Tunus'ta karayollarının uzunluğu 17.220 km, demiryolları ise 2189
km'dir. Ülkede dört ana liman olan Tunus, Bizerte, Sousse ve
Sefakis'a ilâve olarak çok sayıda ikinci derecede liman vardır.
Tunus yakınındaki El-Auina Havaalanı büyük, milletlerarası bir
havaalanıdır. İç havayolları Tunus'un belli başlı şehir merkezlerini
birbirine bağlar.
Alışveriş
Tunus hemen her köşesinde satılan otantik ürünleriyle bir alışveriş
cenneti adeta. İşlemeli uzun elbiseleri, dantel gibi örülmüş kuş
kafesleri, kumaşları, eşarpları,rengarenk seramikleri, halıları ve
kilimleri ile egzotik dünyasını yansıtıyor.araç kiralama tunus rent
acar ugun şart lar sunar.
Hammanet
Başkent Tunus’ a yaklaşık 80 km mesafede bulunan Hammamet, ince kum
plajları ile Tunus’ un en önemli tatil merkezlerinden biridir.
Tamamen turizmle yaşayan bir sahil kenti yapısına sahiptir. Denizin
kıyısında yükselen Hammamet Kalesi, hemen altındaki kapalı çarşısı
plajla iç içe barınmaktadır. Kale, içinde bulunan yöresel, el yapımı
hatıra eşyaların satıldığı tipik mağazaları ve balık restoranlarıyla
ünlüdür. Kent merkezinin güneyindeki Yasmine Hammamet turistik
bölgesi ve içindeki marinası, Medina: Tunus ve Akdeniz tarihinin
değişik dönemleriniz anlatan eski şehir, modern Talasa Terapi
merkezleri, casinolar ve lüks otel zincirleri ile Tunus
yaşayabileceğiniz bir tatil cennetidir.
Sousse
Başkent Tunus’a yaklaşık 140 km mesafede bulunan Sousse, ülkenin 3.
büyük şehri ve belki de Tunus sahillerinin en sevimli, en güzel
merkezlerinden biridir. Sahil boyunca dizilmiş lüks otellleri,
Talasa terapi ve golf merkezleri, küçücük limanı, çarşısı,
restoranları ve cafeleri ile minyatür bir kent gibidir. Şehir
merkezinde bulunan Ribat, Medina, Souk, Abbasiler döneminde inşa
edilmiş Büyük Cami şehrin tarihi yerleri arasında bulunmaktadır.
Şehire 15 km uzaklıkta turizm merkezi ve marinası Port El Kantaoui
bulunmaktadır.
Oteller kadar restoranlarda hayli zengin. Yerel tatların başı
çektiği yemeklerde hoş baharat kokuları, acılı lezzetler, kuskus ve
deniz ürünleri birbiriyle yarışıyor. Midye, kalamar,karides, ahtapot
ve zengin balık çeşitleri Tunus sofralarının vazgeçilmezleri
arasında. Yemek sonlarında sunulan naneli çaylarını,üzüm,kavun ve
karpuzun inanılmaz tadını ve birbirinden lezzetli tatlılarını
tadabilirsiniz. Tnus’un sofraları da, tıpkı yaşamı gibi Arap ve
akdeniz lezzetlerinin hoş bir karışımı..