<<
GERİ DÖN
Türkmenistan
Orta Asya'nın büyük Türk Devleti.Kuzeyinde Kazakistan doğusunda
Özbekistan,güneyinde İran ve Afganistan,batısında Hazar Gölü yer
alır.
Tarihi
Türkmenler, altıncı yüzyıldan itibaren Göktürklerin idaresinde
toplanan Türk kabilelerinden bir kısmı gibi kendi aralarında birlik
kurarak Tula-Selenga ırmakları bölgesinde Dokuz-Oğuz kağanlığını
meydana getirdiler. Göktürk kağanlığının; Kutluğ tarafından 682'de
ikinci defa kurulmasından sonra Göktürkler hakimiyetlerini kabul
etmeyen Türkmenler üzerine yürüdüler. Tula Irmağı kıyısında yapılan
savaşta Türkmenler yenildiler. Fakat, Göktürklerin hakimiyetini
kabul etmediler. İlteriş Kağan, Türkmenler üzerine birçok sefer daha
düzenledi ve Baz Kağanı öldürdü. Türkmenlerin merkezi Ötüken ve
çevresini ele geçirdi. Bu yenilgi karşısında İlteriş Kağan'ın
hakimiyetini kabul etmek mecburiyetinde kalan Türkmenler,
Göktürklerin Kırgız Seferine katıldılar. Daha sonra Göktürklere
isyan eden Türkmenler birçok savaşta mağlup olunca Çin taraflarına
göç ettiler. Bir müddet sonra yurtlarına döndüler. Uygurlara yardım
ederek Göktürklerin yıkılmasını sağladılar. Türkmenler, Uygur
Devletinin dayandığı başlıca boylardan biri oldu. Fakat zaman zaman
Uygurlara karşı da isyan etmekten geri durmadılar. Uygurların
yıkılmasından sonra batıya göç ederek Sir Derya (Seyhun) kıyılarına
ve onun kuzeyindeki bozkırlara yerleştiler.
Türkmenler onuncu asırdan itibaren göçebe hayatı yanında yerleşik
bir hayat sürmeye de başladılar. Bu asrın başlarında Oğuzlar,
Maveraünnehr çevresine yerleşip Yabgu denilen hükümdarların idare
ettiği bir devlet kurdular. Türkmenlerin bu sırada başşehirleri Sir
Derya kıyısındaki Yeni Kent idi. Yabgu Devleti zamanında Türkmenler
Üçok ve Bozok diye ikiye ayrıldılar.
Onuncu asrın sonlarında İslam dinini kabûl ederek iyice güçlenen
Türkmenler, komşuları Peçenekler ve Hazarlarla savaşarak onları
yendiler. İslam dinini kabul eden ve Selçuklu hakimiyetine giren
Türkmenler, Oğuz Yabgu Devleti hükümdarının kendilerine kötülük
yapacağından çekinerek, İslam diyarı olan Horasan'a göç ettiler.
Maveraünnehr'de kalan diğer Türkmen boyları da Kıpçakların hücum ve
baskıları neticesinde dağıldılar ve Türkmen Devleti yıkılmış oldu.
Yerlerinde kalan Oğuzlar ise Karacuk Dağları bölgesinde,
Mankışlak'ta ve Sir Derya Nehri kıyılarında yerleştiler. Daha sonra
Karahıtayların ve Karlukların baskısı neticesinde Selçuklulara tabi
oldular.
Türkmenlerin birçoğu Selçuklular devrinde yerleşik hayata geçtiler.
On birinci yüzyılın ikinci yarısından itibaren akın akın İran, Irak,
Anadolu ve Suriye'ye doğru yayıldılar. Gittikleri yerlerde
doğruluğun, adaletin, ilmin ve medeniyetin müdafiliğini yaptılar.
İnsanlara hizmet etmek, ilmin ve medeniyetin yayılmasını sağlamak
için pekçok cami, medrese, kervansaray, hamam ve köprüler
yaptırdılar.
Mankışlak ve Sir Derya Nehri kıyılarında kalan Türkmenler o
havalinin askeri istila yolları üzerinde olmamasından, on yedinci
asrın ortalarına kadar daha rahat ve müstakil bir hayat yaşadılar.
Fakat 1639 ve 1700 yıllarında, bilhassa Kazaklara indirdikleri
darbeyle Orta Asya'nın Rus istilasına açılmasına sebep olan Moğol
asıllı Kalmukların hücumlarına uğradılar. Mankışlak bölgesinde
yaşayan o devir Türkmen boylarının en büyüğü ve kuvvetlisi olan Teke
Türkmenleri Kopet Dağı bölgesine çekildiler. Orada diğer Türkmen
boylarıyla birleşerek kuvvetlendiler. Bu Türkmen boyları
Türkmen-Özbek işbirliğinin ayakta tuttuğu Hive Hanlığına vergiyle
bağlandılar. İran'da hakimiyeti eline geçiren Afşar Türkmen
beylerinden Nadir Şahın Orta Asya hanlıklarını işgal ettiği
devrelerde de onun hakimiyetini kabul ettiler.
Nadir Şahtan sonra bir müddet İran ve Hive Hanlığının baskı ve
hücumlarına maruz kalan Türkmenler, 1835'ten itibaren Merv bölgesine
doğru yayılmaya başladılar. Daha sonra İran ve Hive Hanlıkları
tekrar Türkmenlere saldırılara başladılar. Türkmenler 1855'te Hive
ordusunu ağır bir mağlubiyete uğratarak, Hive Hanlığı
saldırılarından kurtuldular. Ancak, Türkmenistan üzerinde hak iddia
eden İran saldırıları onları zor durumda bıraktı. Sulh isteyen
Türkmenler karşısında, savaşı kazanacağından emin olan Hasan Mirzan,
30.000 kişilik ordu 33 top ile Türkmen topraklarında ilerlemeye
başladı. Bu sırada Türkmenlerin başında bulunan Hurşid Han, diğer
Türkmen boylarından yardım istedi ve zaman kazanmak için Karakum
Çölüne çekildi. Kuvvetlerini bir araya toplayıp, ikmal yollarını
kesen Hurşid Han, İran ordusunu büyük bir mağlubiyete uğrattı.
Böylece Türkmenler tam manasıyla istiklallerini kazandılar. Halkının
refahı için çalışan Hurşid Han, kurduğu barajlar ve açtırdığı
kanallarla Türkmen topraklarını münbit bir hale getirdi.
Ağır mağlubiyetin ardından bir müddet Türkmen topraklarına
saldırmayan İran, daha sonraki saldırılarda da başarı elde edemedi.
Rusların Orta Asya'ya doğru istilalarını hızlandırdıkları devirde,
İranlıların yaptıkları hücumlar Türkmenlere oldukça büyük zarar
verdi.
Türkmenlerle Ruslar arasındaki ilk münasebet on dokuzuncu asrın ilk
yarısında, Rusların İranlılara karşı kazandıkları başarılar sonunda
Hazar Denizindeki Aşura'da bir üs kurmalarından sonra (1846)
başlamıştır. Ruslar 1859'da Hazar'ın doğu sahillerinde bir kale
kurduktan sonra, Türkmenlere karşı askeri seferler düzenleyerek,
pekçok Türkmen yerleşme merkezini tahrip ettiler. Osmanlı-Rus
(1877/1878) Harbi üzerine Türkmenler üzerine gönderilen Rus
birlikleri Kafkasya'ya çekildi. Osmanlı ordusunun mağlubiyeti,
Türkmenler üzerinde çok kötü tesir yaptı. Bazı devlet ileri
gelenleri Ruslara teslim olmayı teklif ettiler. Yapılan toplantılar
neticesinde Türkmen ileri gelenleri kanlarının son damlasına kadar
Ruslarla savaşma kararı aldılar. Ruslar Türkmenistan'ı ele geçirmek
için büyük harekat başlattılar. Birçok kaleyi ele geçiren Rus
birlikleri Göktepe'de ağır bir mağlubiyete uğradılar. Göktepe'deki
bu Türkmen başarısı Rusların o ana kadar Orta-Asya'daki yenilmezlik
vasıflarını yıktı.
Ruslar, 1881'de Göztepe'yi ele geçirmek üzere takviye birlik alarak
saldırdılar. Uzun süren savaşlar neticesinde Göktepe Rusların eline
geçti. Rus kumandanı Skobelev, yayınladığı bir bildiriyle,
Türkmenlerden Rus çarının hakimiyetini kabul etmelerini istemişse de
bunun cevapsız kalması üzerine, harekata devam ederek Aşkabad'a
kadar olan Türkmen topraklarını işgal etti. Ruslar, Aşkabad'dan
sonraki ilerlemelerini İngilizlerin baskıları ile durdurdular.
Türkmenistan'daki Rus idaresi ve sömürüsü işgal ettikleri diğer
Türk memleketlerinden farklı olmayıp, yalnız daha sıkı bir şekilde
denetimleri altında tutmak olmuştur. Toprakların verimli kısımları
Türkmenlerin ellerinden alındı. Yirminci asrın başlarında diğer Türk
memleketlerinde olduğu gibi Türkmenistan'da da fikri ve siyasi bir
uyanış başladı. 1916'da Rus yönetimine karşı başlayan ayaklanmaya
Türkmenler etkili bir şekilde katıldılar.
1917 Rus Devrimini takip eden iç savaş neticesinde, savaşı kazanan
bolşevikler, bütün Türk illerindeki kurtuluş hareketlerini
önledikten sonra Türkmenistan'daki milli ayaklanmayı da bastırdılar.
Aşkabad'ın temmuz 1919'da, Krosnovodsk'un da Şubat 1920'de
düşmesinin ardından bölgede bolşevikler yönetimi ele geçirdi.
1924'e kadar Türkistan Özerk Sovyet Sosyalist Cumhûriyeti ismiyle
anılan Türkistan, 1924'te yapılan idari değişiklikle Sovyetler
Birliğini meydana getiren 15 Cumhûriyetten biri haline getirildi.
Sovyetler Birliğinde başlayan reformlar, Türkmenistan'da da köklü
değişikliklere sebep oldu. Ülke yeni bir siyasi ve ekonomik döneme
girdi. Türkmenistan, 22 Ekim1991'de bağımsızlığını ilan etti. Aynı
sene Bağımsız Devletler Topluluğuna katıldı.
Fiziki Yapı
Türkmenistan topraklarının beşte dördünü Karakum Çölü kaplar.
Güneyinde yer alan Kugitang ve Kopet dağları, Pamir, Altay
sıradağlarının kollarıdır. Kopet Dağları İran'la olan tabii sınırı
da çizer. Ülkenin kuzey doğusunda Küçük (772 m), Büyük Balkan (1880
m) ve Krasnovods (308 m) yaylaları, bulunur. Kugitang Dağlarının en
yüksek noktası 3319 metredir.
Ülke coğrafi yapısından anlaşıldığı gibi akarsu yönünden fakirdir.
Belli başlı akarsuları Hazar Denizine dökülen Atrek, Karakum Çölünde
kaybolan Tecen ile Murgap ve ülkenin kuzey doğusundan bir bölümü
geçen Amu Derya'dır. Sulama gayesiyle Cumhûriyette birçok kanal ve
gölet inşa edilmiştir. Karakum Çölü boyunca uzanan ve dünyanın en
büyük sulama ve taşımacılık kanalı olan Karakum Kanalının yapımı
1950'li senelerden beri devam etmektedir. Günümüzde(1994) 900 km'si,
tamamlanan kanalın önümüzdeki yıllarda bitirilmesi planlanmıştır.
Kanalın bitmiş hali 1400 km olacaktır.
Dünyanın en büyük gölü olan Hazar Denizinin bir bölümü Türkmenistan
sınırları içinde kalır.
İklim
Türkmenistan'da sert bir kara iklimi hakimdir. Sıcaklık gün ve sene
içinde büyük farklılıklar gösterir. Yazın nadir olarak 35°C'nin
altına düşen sıcaklık, Karakum Çölünde gölgede 50°C'ye kadar
yükselir. Kışın sıcaklık bazı bölgelerde -33°C'ye kadar düşer.
Türkmenistan çok az yağış alır. İlkbaharda görülen yağışlarda
kuzeybatı 80 mm, çöle yakın bölgeler 100-150 mm, güneybatıdaki
yaylalar 200-300 mm yağış alır. Mevsim dönemlerinde ülke İran ve
Afganistan yönünden esen kum fırtınalarına sahne olur.
Tabii
Kaynaklar
Madenler:
Türkmenistan yeraltı zenginlikleri bakımından oldukça zengindir.
Çeleken yarımadasına Nebit Dağ, Kum Dağ ve Okarem'de petrol ve doğal
gaz yatakları vardır. Ayrıca Karakum'da doğalgaz, Gavrdak'ta kükürt,
kurşun, Kara Boğaz Gölünde kalium, madeni tuz çıkarılmaktadır.
Bunların yanında İyod, brom yatakları da işletilmektedir.
Bitki
örtüsü ve hayvanlar;
Türkmenistan topraklarının vahalar, vadi ve platolar dışında kalan
kısmının tabii bitki örtüsü çöl bitkileridir. Kopet Dağları arasında
kalan vadilerde badem, incir, ceviz, nehir kıyılarında ise kara
kavak, söğüt ve kamış yetiştirilir. Türkmenistan'da en sık rastlanan
yabani hayvanlar tilki, yaban kedisi, Karakum ceylanı, dağ koyunu ve
keçisi, çita, vaşak ve oklu kirpidir. Sürüler halinde göç eden su
kuşları kışın Hazar Denizinin doğu kıyılarında konaklar. Hazar
Denizinde başta havyarıyla meşhur mersinbalığı olmak üzere çeşitli
balık türleri yaşar.
Nüfus ve Sosyal
Hayat
3.714.000 nüfûsa sahip Türkmenistan'da nüfus artışı % 2,7'dir.
Nüfûsun % 72'sini Türkmenler, % 9,5'unu Ruslar, % 2,5'unu Kazaklar,
% 9'unu Özbekler, % 7'sini diğer milletler meydana getirir.
Türkmenistan'da Aşkabat, Krasnovodski (Kızılsu), Mari (Merv),
Taşağuz Cercoz olmak üzere beş eyalet bunlara bağlı olarak 21
mahalle, 14 şehir vardır.
Türkmenistan'da eğitime, nüfûsa oranla çok önem verilmektedir.
1925'te kabul edilen Türkmen Yomut dili edebi dil olarak
kullanılmaktadır. Okuma-yazma oranı % 99'dur. Ülkede 9 üniversite ve
İlimler Akademisine bağlı 56 enstitü vardır. Eğitim 7-17 yaş arası
mecburi ve parasızdır.Türkmenler sünni olup Hanefi mezhebindendir.
Sovyet yönetimi 1928'de Türkmenler arasında İslamiyeti tamamen
kaldırtmak gayesiyle din aleyhtarı büyük bir kampanya
başlatmışlardır. Bu, Orta Asya'da yürütülen en sert İslam aleyhtarı
kampanya idi ve 1941 senesine kadar sürmüştü. İkinci Dünya savaşı
sırasında kampanya durdurulmuşsa da 1948'de yeniden başlatıldı ve
son yıllara kadar devam ettirildi. Neticede resmi dini makamlar
zayıfladı. Fakat gayri resmi İslami hareketler güç kazandı. 1948'den
bu yana basılan din aleyhtarı kitapların çoğu tasavvufa yönelikti.
Siyasi
Hayat
Türkmenistan'ın idari yapısı Başkanlık sistemine dayanmaktadır.
Cumhurbaşkanlığına bağlı Bakanlar Kurulu bulunmaktadır. Çok partili
sistem vardır. Meclis 50 üyeden meydana gelir. Milletvekili
seçimleri beş senede bir yapılır.
Ekonomi
Türkmenistan ekonomisi tarıma dayanır. Tarımda pamukçuluk mühim yer
tutar. Ayrıca kavun, karpuz yetiştirilir ve üzüm bağları
bulunmaktadır. Mungap, Tecen ve Kopet Dağı eteklerinde pamuk,
Çarcuy'da kavun-karpuz yetiştirilmekte olup Aşkabad, Göktepe ve
Merv'de üzüm bağları vardır. Bunların dışında bir miktar buğday,
arpa, mısır ve tütün de yetiştirilmektedir. Ekonomide hayvancılık
önemli yer tutar. En çok Karakul koyunları beslenir. Koyunu büyükbaş
hayvan ve tavuk takip eder.
Türkmenistan'da tekstil sanayii önemli ölçüde gelişmiştir. Aşkabad
Merv, Çarcuy, Taşağuz ve Saya'da tekstil fabrikaları vardır. Bu
fabrikalarda başta pamuk olmak üzere yün ve ipekli kumaşlar dokunur.
Gıda sanayiine ait fabrikalar Bayram Ali, Taşağuz, Aşkabad ve
Krasnovodsk'ta toplanmıştır. Ayrıca ufak makina inşa ve
elektroteknik sanayi bulunmakta olup, bunlarda Aşkabad, Çarcuy ve
Krasnovodsk gibi önemli şehirlerde kurulmuştur. Kimya sanayiine ait
fabrikalar ise Çeleken, Bekdaş, Çaray'da faaliyet göstermektedir.
Maden yününden zengin olan Türkmenistan'da çıkarılan petrol
borularla nakledildiği Krasnovodsk rafinerisinde işlenmektedir.
Bayram Ali ve Darvasa'da çıkarılan doğal gaz Buhara ve Urala
sevkedilir. Petrolün dışında kükürt, kurşun, kalsiyum madeni, tuz,
iyod, krom, cıva gibi madenler çıkarılarak işlenmektedir. Madenlerin
tarıma elverişli olmayan bozkır ve çöl gibi bölgelerde bulunması, bu
bölgelerin nüfûsunun artmasına sebep olmuştur.
Türkmenistan'da ayrıca halıcılık çok gelişmiştir. Türkmen halıları
dünyaca meşhurdur. Türkmenistan ile Türkiye arasında tıp, sağlık,
telekominikasyon, ekonomi, ticari ve turizm alanlarında ön
görüşmeler neticesinde çeşitli anlaşmalar yapılmıştır.
Ulaşım
Ulaşım belli başlı yerleşim noktası arasında yapılmaktadır. Çarlık
döneminde yapılmış olan Krasnovodsk-Çarcuy arasındaki Kafkasötesi
demiryolu ve Merv-Kuşka, Çarcuy-Kungnk ve Karşı-Termes arasındaki
demiryollarının uzunluğu 2120 kilometredir. Ayrıca 8700 km'lik bir
şose bağlantısı olup, bunların dışında ulaşım nehirlerde ve bilhassa
Türkmen kanalında yapılır.